Limonlu Kahve'nin galası yapıldı

"Sosyalizme Saygı" üçlemesinin son ayağı olan ve 5 seks kölesi kadının hikayesini konu edinen "Limonlu Kahve (Coffee With Lemon)" belgesel filminin galası yapıldı. 

Yönetmenliğini Medet Dilek'in yaptığı, 2 yıllık bir çalışmanın ürünü olan "Limonlu Kahve (Coffee With Lemon)" belgesel filminin galası Ankara Sanat Tiyatrosu'nda (AST) gerçekleşti. 63 dakikaya 5 seks kölesi kadının hikayesinin sığdırıldığı belgeseldeki çarpıcı anlatımlar, izleyeni sarsarken, başta devlet olmak üzere ataerkil toplumun, erkeğin, kadına yönelik baskı, şiddet, işkence, taciz ve tecavüzünü trajik bir biçimde ortaya seriyor. 

"Beyaz Lale, Yeni Bahar, Gül Goncası, Mor Sümbül ve Sarı Zambak" rumuzlu 5 kadının, çocuklukları ve bugünlerini anlattıkları belgeselde ortak bir nokta gözden kaçmıyor. O da toplumun, ailenin ve erkeğin yanı sıra bir de polisin kadınlara yönelik yaklaşımındaki insanlık dışı durumlar. İstisnasız olarak belgeselde yer alan anlatımların sahibi 5 kadının, polisin şiddeti, cinsel tacizi, tecavüzüne uğradığını aktarıyor.

POLİSİN ORTAKLIĞIYLA TECAVÜZ 

"9 yaşında tecavüze uğradım. Ailem sonra beni Almanya'ya götürdü" sözleriyle hikayesine giriş yapan kadınlardan biri, yaşadıklarını şöyle aktarıyor: "Almanya'da annem sürekli beni dışladı. 13 yıl sonra ülkeme geldim. Tanıştığım biri beni evlenme vaadiyle kandırıp Mersin'de geneleve sattı. Tabi bunu bir oyunla yaptı. Bu oyunun içinde polislerde vardı. Beni orada çalışmaya zorladılar. Ardından bir gün polis olan 4 kişi gelip gözlerimi bağlayarak, beni bir araca bindirip götürdü. Bir hafta polislerin tecavüzüne maruz kaldım."

ÜNİFORMALI TECAVÜZCÜLER

Bir başka seks kölesi kadın ise çocuk yaşta akrabasının tecavüzüne uğradığını, 20 yaşında evlendiğini, ancak tacizlerin sürdüğünü belirterek, "Eşim yaşadığı bir olay sonucunu birini öldürdü ve cezaevine girdi. Eşimin öldürdüğü kişinin yakınları evime gelip bana tecavüzde bulundular. Eşim cezaevinden çıkınca beni dövdü ve benden ayrılacağını söyledi. İstanbul'a götürdü. Orada ben sokak kalmamak için sığınma evine gittiğim sıra bir polis bana yardımcı olacağını söyledi. Ben de kendisini aradım. Ancak beni kaldığı eve götürünce orada 7-8 polisin daha kaldığını gördüm. Amacım kalacak bir yerdi. İş bulup çalışmak istiyordum. Ancak orada da o 8 polis bir yıl boyunca bana tecavüz etti" diye belirtiyor. 

Eşinin kendisi hakkında kayıp ilanı verdiği için Taksim'de karakola gittiğini söyleyen kadın, "Taksim'deki karakolda çıkacağım sıra bir polis koluma girip beni tuvalete götürdü. Yanında iki polis daha vardı. 3 polis bana orada tecavüz etti" diyor. 

Yine belgeselde anlatımlarda bulunan 3 kadın, çocuk yaşlarda taciz ve tecavüze maruz kalarak, akrabaları, eşleri tarafından şiddet ve cinsel istismara maruz kaldıklarını, insan yerine dahi konulmadıklarının altını çizerek, "Ya öleceksin ya bu işi yapmak zorundasın" diyerek yaşadıklarına dikkat çekiyor. 

'HAKSIZLIĞA UĞRAYANLARIN YANINDA OLMALIYIZ'

Belgesel gösteriminin ardından destek veren kurumlar arasında yer alan Şefkat-Der Başkanı Hayrettin Bulan, ülkede Kürt, Alevi, kadın sorunları konusunda önde olmak gerektiğine dikkat çekerek, "Diyeceksiniz ki ne alaka, Hülya Avşar Kürtçe bir şarkıya klip çekti. Aslında çok ilgisi var. Gönül isterdi ki, Avşar bu klipi 20 yıl önce çekseydi. Çünkü mesele zor zamanlarda yer alabilmek. Biz her kesimin, hayvanların dahi sorunlarının çözümünden yanayız. Vicdanen yer almalıyız. Sosyalistler, komünistler, her kim olursa olsun aslolan bu mücadelede yer almaktır. Haksızlığa maruz kalanların yanında olmaktır" diye belirtti. 

'DEVLET ÖZÜR BORÇLU'

Bulan, konuşmasının ardından filme emeği geçen ekibe tek tek kırmızı gül verdi. Ardından yönetmen Dilek ile filmde anlatımlarda bulunan 5 kadından biri olan Ayşe Tükrükçü, seyircinin sorularını yanıtladı. 

Tükrükçü, yaşadıklarından ötürü utanmadığını, devletin kendisinden vergi alıp, cinsel istismarına uğradığını vurgulayarak, "Bu devlet bana özür borçlu. Çaldığı yıllarımın tazminatını ödemeli. Ben 'eski genelev kadını' olarak anılmak istemiyorum" derken, gözyaşlarına hakim olmaadı. Yönetmen Dilek ise belgeselin kadınlara karşı 63 dakikalık özür ve saygı duruşu niteliği taşıdığını ifade ederek, "Bu bir arınmadır" dedi.

ANF