Haftanın Yüzü

  • 1
  • 2
  • 3
Prev Next

Andrey Arsenyevich Tarkovsky

25-05-2012 Hits:4124 haftanın yüzü yakup  kamay - avatar yakup kamay

Andrey Arsenyevich Tarkovsky

  “Sanat yaratma kapasitesidir. Yaratıcının aynadaki yansısıdır. Biz sanatçılar bu jesti tekrarlamaktan, taklit etmekten başka bir şey yapmıyoruz. Sanat, Yaradan’a benzediğimiz belirli bir andır. Bu yüzden Yaradan’dan bağımsız bir sanata asla...

Read more

Bertholt Brecht’in izinde bir gerilla, Y…

09-04-2011 Hits:7202 haftanın yüzü yakup  kamay - avatar yakup kamay

Bertholt Brecht’in izinde bir gerilla, Yekta

Kürt tiyatrocu Erdoğan Kahraman (Yekta Herekol), 2004 yılında Suriye’nin Halep kentinde bedenini ateşe vererek yaşamına son verdi. ‘Sanatçı toplumun vicdanıdır’ mesajını vermek için eylemini 27 Mart dünya tiyatrocular gününde gerçekleştiren...

Read more

Abbas Kiyarüstemi

08-03-2011 Hits:5417 haftanın yüzü yakup  kamay - avatar yakup kamay

Abbas Kiyarüstemi

        Dünya çapında tanınan ve takdir gören İranlı yönetmen, senarist ve yapımcıdır.1970'ten bu yana sinema alanında çalışmakta olan Kiyarüstemi, kısa film ve belgeseller de dahil olmak üzere, 40'tan fazla filmde çalıştı...

Read more

KARDEŞ YÖNETMENLER

06-02-2011 Hits:4725 haftanın yüzü yakup  kamay - avatar yakup kamay

KARDEŞ YÖNETMENLER

Sinema tarihi kadar eski bir mesele kardeş yönetmenlik. Türkiye'deki tek kardeş yönetmenler Taylan Biraderler, 12 yıldır birlikte film ve dizi çekiyorlar. Onlar tek başına film çekme hayalini hiç kurmamışlar ve...

Read more

BiR KÜRT YILMAZ DAHA VARDI

10-01-2011 Hits:5738 haftanın yüzü yakup  kamay - avatar yakup kamay

BiR KÜRT YILMAZ  DAHA VARDI

Atıf Yılmaz Batıbeki (d. 9 Aralık 1925, Mersin - ö. 5 Mayıs 2006, İstanbul), Kürt asıllı  Türk film yönetmeni, yapımcı ve senaris

Read more

Genc Bir Yetenek: Hüseyin Tabak

18-12-2010 Hits:9973 haftanın yüzü Administrator - avatar Administrator

Genc Bir Yetenek: Hüseyin Tabak

  ‘Cheeese’ ve ‘Kick Off’ gibi uzun metrajlı, 12 de kısa metrajlı film çeken ve birçok ödül alan genç yönetmen Hüseyin Tabak’ın hedefi Yılmaz Güney belgeseli çekmek.    Maraşlı Kürt yönetmen Hüseyin Tabak...

Read more

Haftanın Yüzü: 'O' İyiydi, Hep İyi Kaldı…

29-09-2010 Hits:3055 haftanın yüzü Administrator - avatar Administrator

Haftanın Yüzü: 'O' İyiydi, Hep İyi Kaldı.

  Clint Eastwood, 31 Mayıs 1930 'da çelik işçisi babanın oğlu olarak dünyaya geldi. 1950'li yıllarda B sınıfı filmlerde haftalık 75 dolarlık bir ücretle yan karakterleri oynadı. Bazı stüdyolar, adem elmasının...

Read more

HAFTANIN YÜZÜ: Nazmi QIRIK

14-08-2010 Hits:3343 haftanın yüzü yakup  kamay - avatar yakup kamay

HAFTANIN YÜZÜ: Nazmi QIRIK

1976'da Diyarbakır'da doğdu. Eğitimi sırasında Mezopotamya Kültür MerkeziDiyarbakır şubesinde tiyatro ve dans çalışmalarına başladı. Bu süre içerisinde pek çok oyunda yer aldı.1996 dan itibaren tiyatro ve dans çalışmalarına Mezopotamya Kültür Merkezi...

Read more

HAFTANIN YÜZÜ-Samira Makhmalbaf

29-07-2010 Hits:2850 haftanın yüzü yakup  kamay - avatar yakup kamay

HAFTANIN YÜZÜ-Samira Makhmalbaf

  Samira Makhmalbaf,   (d. 15 Şubat 1980, Tahran),   İranlı film yönetmeni, senarist. Sinemaya, 1987'de yedi yaşındayken, babası yönetmen Mohsen Makhmalbaf'ın çektiği Bisikletçi adlı filmde rol alarak başladı. 14 yaşına geldiğinde gördüğü eğitimini bırakarak sinema eğitimi almak istemesi üzerine...

Read more

HAFTANIN YÜZÜ: Nazmi QIRIK

1976'da Diyarbakır'da doğdu. Eğitimi sırasında Mezopotamya Kültür MerkeziDiyarbakır şubesinde tiyatro ve dans çalışmalarına başladı. Bu süre içerisinde pek çok oyunda yer aldı.1996 dan itibaren tiyatro ve dans çalışmalarına Mezopotamya Kültür Merkezi bünyesinde İstanbulda devam etti. 2003 yılında bir grup arkadaşıyla Seyr-i Mesel Sanat Atölyesinin kuruluşunda yer aldı. 1999da rol aldığı Güneşe Yolculuk filmiyle sinema kariyeri başladı.

Güneşe Yolculuk filmi aynı yıl Berlin Film Festivalinden Blue Angel ve Peace ödülleriyle döndü. 2003 de Yüksel Yavuzun yönettiği Küçük Özgürlük filmiyle Cannes Film Festivali Yönetmenler Bölümünde izleyicinin karşısına çıktı.

2005 de Huner Saleemin yönettiği Kilometer Zero filmiyle Cannes Film Festivali resmi yarısma bölümünde en iyi erkek oyuncu adayı olarak yarıştı. 2006da çektiği kısa metrajli filmı Kimlik, Antalya Film Festivalinde yarıştı. Nazmi Kırık çalışmalarına Türkiye ve Almanyada devam ediyor.

Maman est folle (2007) - Jallal

Dol (2007) - Azad

Beynelmilel (2006) - Tekin Yayladali

Sıfır Kilometre (2005) - Ako

Organize İşler (2005)

Küçük Özgürlük (2003) - Haydar

Fotoğraf (2001) - Ali

Güneşe Yolculuk (1999) - Berzan

(NAZMI QIRIK LA YAPILAN ESKI BIR RÖPÖTAJ)

 

“Dünyanın birçok ülkesinden yönetmenler ve oyuncular festivale geliyor. Ben de, en az bir Alman kadar heyecanlıyım. Çünkü burda birçok film izleme olanağını buluyorsun. Buraya tekrar gelmek istiyorum. Örneğin Cannes film festivaline bir daha gitmek istiyorum. Orada ödül almak istiyorum. Bu benim hayalim.” 


Nazmi Kırık, Kürtlerin profesyonel sinema oyuncusu. Oynadığı her film, uluslararası film festivallerinden ödüllerle dönüyor. 1999 yılında oynadığı ilk film olan “Güneşe Yolculuk”, Berlinale’de Altın Ayı Ödülü için yarıştı. 2005 yılında, başrolünü paylaştığı “Kilometro Zero” Altın Palmiye ödülünü kaçırdı. O ise hala iddialı; “Ben Cannes’a tekrar gitmek istiyorum. En büyük hayalim ‘Altın Palmiye’yi kaldırmak” diyor.

 

Bu yıl birbirinden kaliteli filmlerin gösterildiği “57. Uluslararası Berlin Film Festivali”nin Forum bölümünde gösterilen “Dol” isimli Kürt filminin başrol oyuncusu Nazmi Kırık, sinemada tam gaz yoluna devam ediyor. Kürt ve Türk sinemasında birçok filmde oynayan Nazmi Kırık, şimdi de sınırları aşarak uluslararasılaşıyor. Bugünlerde Fransız yapımı bir projede çalışan Nazmi Kırık ile 57. Berlinale için geldiği Berlin’de Kürt sineması, oyunculuk ve yaşamı üzerine konuştuk.

 

Tiyatro sahnesinden sinema oyunculuğuna uzanan Nazmi Kırık’ın öyküsünü anlatır mısınız?

 

1992 yılında Amed’de tiyatro ile başlayan Nazmi Kırık’ın sanat öyküsü, Amed Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (NÇM) kapatılmasıyla İstanbul’da devam etti. Şube kapatılırken, 7 ay gibi bir süre cezaevinde kaldım. Cezaevinden çıktıktan sonra aslında tiyatroyu bırakma düşüncem vardı, ama oyunculuğu sevdiğim için bir türlü yapamadım. Ondan sonra İstanbul’a gelip devam ettim.

 

Bu sizin için zor olmadı mı?

 

Burada yeni bir yaşam, yeni ilişkiler ve çok zor şartlarda çalıştık. Yeniden sil baştan alma oldu. Bu baya zorladı. Jiyana Nû Tiyatro ile yeniden profesyonel tiyotro yaşamıma başladım.

 

Peki sinemaya giriş nasıl oldu?

 

1998 yılında başladı. Yeşim Ustaoğlu, bir projesinin olduğunu ve bizi izlemek istediğini söyledi. Gelip bizi sahnede izledi. Tiyatroda olan birkaç kişiyi seçti. Bunların içinde ben de vardım ve bize senaryosunu verdi. Senaryosunu okuduğumda bana çok iyi gelmişti. “Güneşe Yolculuk” teklifini kabul ettim. Kendisi de, benim için Berzan’ı düşünüyordu. Bu karakter benim de hoşuma gitmişti. Ve böylece oynamama karar verildi. Bundan sonra Yeşim Ustaoğlu ile çalışmaya başladım. Bana göre Türk sinemasında “Güneşe Yolculuk” çok başarılı bir filmdi. Benim de, yaşamımı belirleyen filmdi.

 

Nazmi Kırık için bir dönüm noktası mı?

 

Tabii ki, benim için önemli bir film. Sinemaya girişimi birebir belirledi. Şuana kadar çalıştığım bütün yönetmenler, “Güneşe Yolculuk” filmini izledikten sonra benimle çalışmayı kabul ettiler.

 

Bir referans mı?

 

Evet “Güneşe Yolculuk” benim için bir referanstır. Çünkü uluslararası alanda da birçok festivalde gösterildi ve 30 civarında ödül alan bir film. Ben de böyle bir filmde oynadım.

 

Tiyatro ile sinemayı karşılaştırdığımızda hangisi daha cazip geliyor?

 

Bence ikisinin de kendisine göre farklılıkları var. Tiyatroda, seyirciyle yüzyüzesin. O heyecanı ve coşkuyu birebir hissediyorsun, oradan gelen alkış seni büyülüyor. Motive ediyor. Sinema biraz daha teknik, parça parça yapıyorsun. Bunun da gösterime girdiği zaman coşkusunu hissediyorsun. Her ne kadar sinema biraz daha popüler olsa da, her ikisinin de kendine göre zorlukları ve kolaylıkları var. Belki son dönemlerde sinemaya daha ağırlık verdim, ama tiyatro benim hayatımda hep olacak. Tiyatroyu bırakmam. Tek kişilik oyunlar olsun, birkaç kişilik dar grupla olsun, yapacağım. Bir şeyler yazıp sergileyeceğim.

 

Tiyatro, oyunculuk, senaryo ve yönetmenlik… Bütün bunları nasıl yetiştireceksiniz?

 

O kadar zor olacağını sanmıyorum. Yıllardır edindiğim bir deneyim var. Bir tiyatro geçmişim var. Onun dışında sinema alanında şimdiye kadar 8 yönetmenle çalıştım. Az çok bir deneyim edindim. Dünyaya bakıyorsun, birçok oyuncu daha sonra da yönetmen oluyor. Çünkü işin mutfağında pişiyorlar. Ben de bu mutfakta pişmeye çalışıyorum.

 

Oynadığınız ilk film olan ‘Güneşe Yolculuk’, 1999 yılında Berlinale’de ‘Altın Ayı’ için yarıştı. Geçtiğimiz yıl da ‘Kilometre Zero’ Cannes’te ‘Altın Palmiye’ için yarıştı. Bu yıl ‘Dol’ Berlinale’de gösterildi. Peki Nazmi Kırık, ilk filmde ki gibi hala heyecanlı mı?

 

Büyük festivaller her zaman büyük bir heyecan yaratıyor. Geçen yıl filmimiz Cannes’te “Altın Palmiye” için yarıştı. Tabii ki bu unutulmaz bir andır. Hollywood ve Avrupa’nın starlarıyla aynı kulvarda yarışmak bir heyecan yaratıyor. Bu da beni daha fazla motive ediyor. Bir Kürt olarak “ben de öyle filmlere imza atabilirim” hissi uyandırıyor. Yıllardır yapılan baskı ve politikalarla halkımız öz güveninden yoksun bırakılmış. Ben son yıllarda bu öz güveni yakaladığıma inanıyorum.

 

Dünya sinemasındaki gelişmelere bakarsak, Kürt sineması nerede duruyor?

 

Dünyada birçok ülkenin 50-100 yıllık sinema geçmişi var. Bizim daha 3-5 yıllık bir tarihimiz var. Buna bakarsak çok iyi bir yerdeyiz. Birçok yönetmen çıktı, ama şu anda temel bir sorun var: O da ekonomik sorunlar. Belki biz başkaları kadar büyük bütçeli filmler yapmıyor olabiliriz. Hollywood yapımlarıyla yarışamayız, ama bizim filmlerimiz direkt hayatın içinden geliyor. Bir sanat duygusu taşıyor, hayatın içinden besleniyoruz, doğaldır. Bugün “Dol” filmine baktığımız zaman öyle milyon dolarlı bütçelerle çekilmiş bir film değil, ama gerçek bir öyküsü var. Yaşanmış şeyler var. Bence bu önemli. Örneğin “Güneşe Yolculuk” bir milyon dolara çekildi, ama dünyanın birçok yerinde ödüller aldı. Hala hafızalarda olan bir film. Bence önemli olan, burada sen bu işi ne kadar anlıyor ve biliyorsun?

 

Peki Kürtler bu işi biliyor mu?

 

Tabii ki. Bugün dünyada Kürtler kendi adına filmler yapıyor. Dünyanın belli başlı film festivallerinde yarışıp ödüller alıyor. İnsanlara ulaşıyor. Örneğin bu festivalde (Berlinale) “Dol”u 3 bin kişi izledi. Bu büyük bir gelişme. İnsanlar artık Kürt sinemasını tanıyor anlamına geliyor.

 

Kürt sineması birkaç yönetmenin sırtında yürütülüyor. Doğru dürüst yapımcı yok. Neden?

 

Çünkü “biz Kürtler için sinema çok önemli değil” mantığıyla bakılıyor. Siyaset herşeyin önünde görülüyor. Kültür ve sanata yatırım yapılmıyor. Halbu ki, bir tiyatro, bir müzik ve film o halkın tarihine kültürüne ve dile büyük katkı sunar. Hele bizim gibi halklar için çok çok acil şeyler bunlar. Kültür ve sanat adına yapılanlar bence bireysel beceriler ve çabalarla oldu. Organizeli bir katkı yok.

 

Peki Kürt siyasal güçlerin Kürt sinemasına bakışı nasıl? Var mı bir politikası?

 

Olmaz mı, var tabii! Ama maalesef bu politikalar sözde kalıyor. Pratikleşmiyor. Bu güçler hep uzak kalıyorlar. Örneğin Roj ve Kürdistan gibi televizyonlarda niye bugüne kadar bir dizi yok. Niye bir dizi çekilmiyor? sorusunu sormak gerekiyor. Bu olmayınca tabii ki insanlarımız, Türk ve başka televizyonları izleyecektir. Kültür ve dil böyle gelişir. Bu konuda ciddi bir adım yok. Bunların yapılması gerekiyor. Bu hem Kürt diline hem de Kürt sinemasına büyük katkı sunacaktır.

 

Kürtlerde ciddi ve profesyonel oyuncu da yok?..

 

Var.

 

Nerede peki? Nazmi Kırık ve birkaç kişiyi saymazsak…

 

Zamanla çıkacaktır bu normaldir. Çıkacaktır. Ben çok çok yetenekliyim anlamında söylemiyorum. Tabii ki, bu müthiş bir mücadeleyle olacak şey. Çok ilişki kuracaksın, çaba sarf edeceksin, araştıracaksın…

 

Bir arayış mı?

 

Kendini ispatlayacaksın. İnsanlar durup dururken “Nazmi gel filmde oyna” demiyorlar. Benim kara kaş, kara gözüme sevdalı değiller.

 

Berlinale’de ‘Dol’ nasıl karşılandı?

 

Ben de ilk kez burada izledim. Açıkçası şaşırdım. Gösterildiği bütün salonlar tıklım tıklımdı. Müthiş bir ilgi vardı. Bu beni bayağı şaşırtı. En son salon 800 kişilikti ve doluydu. Soru soruyorlardı. Tartışıyorlardı. Bu bizi oldukça sevindirdi.

 

Nazmi Kırık, Kürt bir oyuncusunuz. Ama şimdiye kadar Yılmaz Erdoğan, Yeşim Ustaoğlu, Sırrı Süreyya ve Önder Muharrem gibi Türk sinemasındaki yönetmenler ve Hiner Saleem gibi Kürt yönetmenle çalıştınız. Daha çok kendinizi nerede rahat hissediyorsunuz?

 

Yılmaz Erdoğan, bilinen biri. Yine Yeşim Ustaoğlu, eleştiri ve görüşlerimize oldukça açık biriydi. Tabii ki, her yönetmenin kendine göre sinema yaklaşımı var. Hiner Saleem daha çok resim kareleriyle çalışıyor. Bunun yanında Yılmaz Erdoğan’ın tarzı daha farklı. Ama ben şimdiye kadar çalıştığım bütün yönetmenlerin yanında kendimi rahat hissetiğimi söyleyebilirim.

 

Seyirci tarafından ‘Organize İşler’, ‘Güneşe Yolculuk’ ve ‘Beynelmilel’ filmlerindeki performansınız daha çok beğeniliyor...

 

Bence bu filmler daha büyük bütçe ile çekildiği için öyle görünebilir. Bilmiyorum, belki de buradaki tiplemelerden kaynaklanıyor. Ama Hiner Saleem filmleri daha çok dram ve trajik oluyor. Belki bunun etkisi de vardır.

 

Hiner Saleem ile yolculuk serüveniniz devam edecek mi?

 

Şu anda net bir şey yok. Olmaması için bir neden de yok. Uygun projeler olursa olur tabii, ben onun sinemasını seviyorum, beğeniyorum.

 

Bu yılki Berlinale’yi nasıl gördünüz?

 

Ben yabancısı değilim. 1999 yılında “Güneşe Yolculuk” filmiyle “Altın Ayı” için yarıştık. Ama barış ve Fipresci ödülünü aldık. Bu festival her yıl kendi deneyimine deneyim katıyor. Dünyanın birçok ülkesinden yönetmenler ve oyuncular geliyor. Ben de, en az bir Alman kadar heyecanlıyım. Çünkü burda birçok film izleme olanağını buluyorsun. Hele hele senin filmin oynuyorsa ayrı bir heyecan. Bu yıl da yine birbirinden güzel ve ilginç filmler vardı. İzlenmeye değerdi. Ben buraya tekrar gelmek istiyorum. Örneğin Cannes film festivaline bir daha gitmek istiyorum. Orada ödül almak istiyorum. Bu benim hayalim.

 

Bu arada ‘Kimlik’ isimli bir de kısa metrajlı bir film çektiniz?

 

Evet şimdiye kadar edindiğim deneyimlerimi bu filme aktarmak istedim. Biraz özel bir şeydi.

 

Ama Antalya Altın Portakal Ödülü için yarıştı...

 

Evet güzel bir şey çıktı. Hala bazı festivallere gönderiyorum, ama birkaç kısa film daha çekmek istiyorum. Bakalım yönetmenlik ve oyunculuğu nasıl birlikte götüreceğiz. Şu anda dünyada birçok oyuncu var. Hem yönetmenlik yapıyor hem de oyunculuk yapıyor. Biz de bunu deneyeceğiz. Sinema zaten pratikte öğrenilen bir şey, kitap okunarak öğrenilmiyor. Pratikte öğreniyorsun.

 

Şu anda bir projeniz var mı?

 

Evet Fransa’da bir film projesi var. Senaryosu elimde okuyorum. Teklifimi bekliyorlar. Büyük ihtimalle kabul edeceğim.

 

Filmin konusu nedir?

 

Bir mültecinin hayat öyküsü. Başrol değil, ama mülteci bir insanı oynayacağım.

 

‘Güneş’e Yolculuk’ yol aldırdı

 

1976 yılında Amed’de doğan Nazmi Kırık, ortaokulu Kızıltepe’de, Liseyi ise Amed’de okudu. Çocukluğunda folklora ilgi duyan Kırık, 1992 yılında Amed Mezopotamya Kültür Merkezi’nde (NÇM) tiyatro çalışmalarına başladı. Kurumun kapatılmasının ardından 1994 yılında İstanbul’a gelip, NÇM’deki Jiyana Nû Tiyatro Grubu’nda sanatsal çalışmalarını devam ettirdi. Yeşim Ustaoğlu’nun yönettiği “Güneş’e Yolculuk” filmiyle 1999’da sinemaya başlayan Kırık, ardından Kazım Öz’ün “Fotoğraf”, Yüksel Yavuz’un “Küçük Özgürlük”, Hiner Saleem’in “Kilometre Zero” ve “Dol”, Yılmaz Erdoğan’ın “Organize İşler” ve “Beynelmilel” gibi filmlerinde oynadı. Nazmi Kırık, şimdiye kadar Berlinale’de “Altın Ayı” ve Cannes’te “Altın Palmiye” için yarıştı.

 

Ali GÜLER