Film Eleştirileri

  • 1
  • 2
  • 3
Prev Next

TATLI BELA

10-01-2014 Hits:1691 Selma Cavuldak Administrator - avatar Administrator

TATLI BELA

Selma Cavuldak- Sinema Dicle Yeni filmimiz 2000 yapımı,erin brockoviç in gerçek yaşamından beyaz perdeye aktarılmış başarılı ve azimli sıcak öyküsüyle izlenmeye değer bir film. Başrol oyuncumuz güzeliği ve çektiği filmlerde kadın konulu...

Read more

Başkanın Adamları: Başkanın Köpekleri!

19-11-2013 Hits:4164 Ardin Diren Administrator - avatar Administrator

Başkanın Adamları: Başkanın Köpekleri!

“Yalan söyleyin. Mutlaka inanan çıkar. Yeterince sık söylenen yalan, sonunda gerçek hale gelir.”(Hitler'in propaganda bakanı Goebbels)ARDÎN DÎREN- Sinema DicleBasın ve medyanın tarihsel süreç içinde her ülkede, bulunan koşullara göre farklı şekillendiği...

Read more

Masalsı bir öykü: Jîn

09-11-2013 Hits:3138 Sadık Bağadur Administrator - avatar Administrator

Masalsı bir öykü: Jîn

Sadık Bağadur- Sinema Dicle Türkiye’de ve Kürdistan’da çekilen politik filmlerin olumlu ve olumsuz tepki toplayan bir çok örneği olduğu şüphesiz. Ama İzlediğimiz bu tarz filmlerde, senaristin hayal dünyası ve yönetmenin çekim...

Read more

RÛMETA MİROVAHİYÊ WÊ ÎŞKENCÊ TÊK BİBE!

07-11-2013 Hits:1725 Ardin Diren Administrator - avatar Administrator

RÛMETA MİROVAHİYÊ WÊ ÎŞKENCÊ TÊK BİBE!

ARDÎN DÎREN- Sinema Dicleey pakrewaney xwîn-şêrînê biqasî tehma dirrîreşkaney di şerran de cirrnexweşê biqaskurîbeşkante çermê xwe rakişandiye ji dêvla meşkante xwîna xwe kil kiriye bi ser xistiye rûnê azadiyan(Rênas Jiyan)Siwarê...

Read more

JÎN: Li Mêrsîn'ê çîrokek Qendîl'ê!!

05-11-2013 Hits:1621 Ardin Diren Administrator - avatar Administrator

JÎN: Li Mêrsîn'ê çîrokek Qendîl'ê!!

ARDÎN DÎREN-Sinema DicleBêguman jiyana gerila û gerîlatiyê ji gelek mirovan re tiştek bi efsûn û têr meraq e. Çiya û jiyana çiya ji zafek mirovan re bu ye kul û...

Read more

MOEBÎUS: QÎRKİRİNEK Lİ SER ZAYENDİYÊ

20-10-2013 Hits:1617 Ardin Diren Administrator - avatar Administrator

MOEBÎUS: QÎRKİRİNEK Lİ SER ZAYENDİYÊ

ARDÎN DÎREN-Sinema Dicle                                       " Zîhn, weke çiyayekî ji bûzê ye. Tenê ji hefta...

Read more

SABIR TAŞI

20-10-2013 Hits:1973 Selma Cavuldak Administrator - avatar Administrator

SABIR TAŞI

Selma Cavuldak-Sinema Dicle    Yeni filmimiz Afganistan sinemalarından,2012 yapımı film Atiq Rahimi nın romanından uyarlanmıştır.Kitap 2005 te kocası tarafından öldürülen ,25 yaşındaki Afgan şair Nadya Encüman anısına yazılmıştır.Başrol oyuncumuz güzelliğiyle...

Read more

3 İDOİT

10-05-2013 Hits:3581 Selma Cavuldak Administrator - avatar Administrator

3 İDOİT

  Selma Cavuldak - Sinema Dicle   Yeni filmimiz 2009 Hint sinemalarından,yönetmenliğini Rajkumar Hirani nin yaptığı,başrol oyuncusu Amharr Khanin klasikleri arasına giren en iyi gişe yapmış hit filmidir.  Filmimiz mühendislik okuyan üç arkadaşın...

Read more

Özgür olmalı ruhun, tıpkı bedenin gibi

13-04-2013 Hits:3027 Non Serviam Administrator - avatar Administrator

Özgür olmalı ruhun, tıpkı bedenin gibi

  Non Serviam-Sinema Dicle Sıcak bir çayı yudumlarken, düşünüp gitmek, sessizce duran yüzünün derinliklerine… Yaralar alarak, yudumlak çayı….   Birazda sen ağla , diye haykırıyor  şimdilerde bir adam ,taa derinlerden…. Yüzüm baharlara kuş  … Hüznüm ise  dağlara...

Read more

1+1=1 Eder mi?

 

 

Özgür Amed/Sinema Dicle

Ortadoğu’da ölüm, asla bir hikâyenin sonu değildir. Her zaman bir iz kalır. Sadece Ortadoğu’da mı? Değil elbet. Sancılı tüm coğrafyalarda iz’den öte, dehşet verici şeyler de kalır. Hayatın solundan bizlere musallat edilmiş olan “drama ipi”, bir kardeş yakınlığı ile tepemizde, içimizde ve sonuç itibari ile boynumuzdadır. Rüya mı yoksa Hülya mı diye anlamaya çalıştığınız yaşamsal soluyuşların bumerangı ile dürtüldüğünüzde, iş işten geçmiş oluyor. İşte bu geçmişlerin izine sinemadan uzanmak elbet elimizdeki en büyük koz ve nimetlerdendir.

Yönetmenliğini Denis Villeneuve yaptığı, senaryosunu da Wajdi Mouawad’ın yazdığıı 2010/Kanada yapımı Incendies (İçimdeki Yangın) adlı film, tam da iz ve ölüm arası korelasyonun sahtesel olmayan haline denk geliyor. Ve kırıp geçiyor. Ortadoğu’nun pitoresksel bir halinden bizlere bir kadın tanıştırılıyor: Şarkı söyleyen kadın Newal Merwan (Lubna Azabal). Ardından  kızı Jeanne (Mélissa Désormeaux-Poulin) ve oğlu Simon (Maxim Gaudette). Çift yönden bir hikâye akışına tabi tutulup, kadınsal bir bakış açısı ile Ortadoğu’ya yol alıyoruz. Bu coğrafya da biraz kadın gibi değil mi zaten? Sarp ve çetin iklimi olabilir, yüksek dağları da. Ama yaşam alanı ve sahip olduğu tüm roller, misyonu, yaşadıkları bir kadın kimyasından ibaret. Filmi izledikten sonra sohbetini ettiğim değerli bir dostum “Ortadoğu da aynen Ağlayan Kadın’ın hikâyesi gibidir. Karmaşık ve kendine dönük” demişti. Katılıyorum.

Film çok çarpıcı bir kurguya sahip. Zaten tüm esprisini de buradan alıyor. Her karesini değerlendirmiş. Duvarda gösterdiği her silahı en sonda patlatmasını bilmiştir. Çok dilli filmin mekansal kaçamakları bizi Lübnan’a sürüklüyor gibi görünse de, Filistin ve daha pek çok alanda da hissedebiliyoruz kendimizi. Filme dair konu, olay, işleyiş kısımlarını atlayacağım bu seferlik. Başka bir noktadan kısaca filmi özetleme derdindeyim. Filmde bir sahne var. Finale doğru, yani seyirciye artık açık ipuçlarının verildiği sahneler. Parçaların birleşmeye başladığı durumlar. Genç kadın, kardeşine öğrendiği bir gerçeğin ardından, üzgün bir şekilde şunu sorar: 1+1=1 eder mi? İşte benim için filmin tüm olayının özetlendiği sahne burası oluyor. Çünkü ustaca gizlenmiş bir film özetinin en fırlamasal hali ile karşı karşıya kalmıştım.

Filmin hemen başlarında, yeni gittiği sınıfta ders vermeye başlayacak olan Jeanne Merwan, sırada beklemekte iken hocası onu takdim eder. Takdim etmeden önce şu sözleri sarf eder: “Şu ana kadar, matematiğin kesin ve kati problemlere, kesin ve kati cevaplar verdiğini düşünüyordunuz. Şu anda bambaşka bir maceraya adım atmak üzeresiniz. Konumuz, sizi sürekli, çözülemeyen başka problemlere götüren çözülemeyen problemler olacak. Çevrenizdekiler daima, umutsuz bir şeyin peşinden koştuğunuzu iddia edecek. Uğraştığınız konular aşırı karmaşık olduğu için tutunacak bir dalınız da olmayacak. İşte yalnızlığın vatanı halis matematiğe hoş geldiniz. Sizi asistanım, Bayan Jeanne Merwan’la tanıştırayım.” …

Burada geçen “Çevrenizdekiler daima, umutsuz bir şeyin peşinden koştuğunuzu iddia edecek. Uğraştığınız konular aşırı karmaşık olduğu için tutunacak bir dalınız da olmayacak” cümleleri de filmin etiketi oluyor haliyle. Daha sonra Jeanne sözü alıp şöyle bir cümle kuruyor: “Merhaba… Syracuse Problemi’yle başlayalım.”
Anlık ve sıradan bir replik gibi görünüyor ama tüm kurgu ve filmin esasında bir matematik problemi üzerinden kurgulanmış olması, beni bu filme dair asıl heyecanlandıran şey oldu. Hayran kaldığım nokta da burası. Filmi çok iyi yapan ve sarsan tarafı da buradan doğuyor. Peki nedir bu Syracuse Problemi? Bu, matematiğin henüz çözülemeyen bir problemidir. Lothar Collatz tarafından 1937 yılında ortaya atılmış. “3n+1 Teoremi” olarak da biliniyor. 1985 yılında Paul Erdos, matematiğin henüz bu problemi çözmek için yeterli olgunluğa erişmediğini söylemiş. Teorem ise söyle: “Elinize herhangi bir pozitif tamsayı alın. Bu sayı çift ise ikiye bölün, tek ise 3 ile çarpıp 1 ekleyin. Bu işlem sonucunda ulaştığınız sayıyı tekrar aynı değerlendirme ve işleme tabi tutun. Syracuse teoremine göre, seçtiğiniz pozitif tamsayı kaç olursa olsun bu işlem eninde sonunda 1 ile sonlanıyor.” Problem kısaca böyle.
Filmde çizilen yaşamların matematiği de bu teoremden geçiyor. Hızla  yükselen ve değişen hayatlar, bir yerden sonra değer irtifasına geçip eski haline geri geliyor. Çok şey değiştiği halde, sonuç belli. Başa sarmak. Peki, başa sardık da ne oldu? Ölüm ve doğum olayına da gönderme oldu. Filmin başı ile beliren doğum, yavaştan temposunu ölümlere gebe bırakıyor. Yani izlerden kesitler görüyoruz. Tanık ettiriliyoruz. Sonuç itibari ile 1+1 siz istemeseniz de 1 ediyor.
Bu şölensel filmi mutlaka izleyin. İyi seyirler…