3 İDOİT

Created on Friday, 10 May 2013 12:28

 

Selma Cavuldak - Sinema Dicle

  Yeni filmimiz 2009 Hint sinemalarından,yönetmenliğini Rajkumar Hirani nin yaptığı,başrol oyuncusu Amharr Khanin klasikleri arasına giren en iyi gişe yapmış hit filmidir.

 Filmimiz mühendislik okuyan üç arkadaşın hayatlarını konu alırken,farklı yaklaşımlarla bir çok konuya değiniyor.Eğitim sistemi,aile ve toplum sorunları,insanın kişisel tercihlerinin sistemlerle çelişkilerini, güçlü replikleri ve akıcı senaryosuyla izlemeye değer bir filmdir.  

rüzgar kadar özgürdü

süzülen bir uçurtmaydı o,

biz takip ettik yolları

o ise açtı kendi yollarını 

düşe kalka,aldırmazca yürüdü durdu...

biz düşünürken yarını 

o bugüne baktı

her anını dolu dolu yaşadı...

  Filmimizin baş kahramanı Rancho yu arkadaşları bu sözlerle ifade ediyor. Filmimizin ilk sahnesinde okulun ilk kuralını yerine getirmeyen Rancho,bu dayatmadan kurtulmak için zekasıyla bir yol buluyor.

  Bu sahneyi izlerken Rancho nun en belirgin özelliğinin zekası olduğunu düşündürüyor, oysa Rancho çok zeki olmanın yanında,onu özel kılan yaşadığı her ana değer vermesi ve insan zekasının kalıplar dışında yüreğiyle birleştirdiğinde,kendisiyle barışık yaşayabileceğini izliyoruz.

  Rancho kendi özgürlüğünü zaman ve mekan kavramlarına sığdırmadan insan olma bilinciyle otoriteleri kırıp geçen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.

  Rancho nun diğer bir özelliği ise, insanın doğduğu andan itibaren,yaşamında zamanla artık farkına varmadığı, bilinçsizce sorgulamadan,hayatımına aldığı bir çok şeyi, Rancho nun sorgulamasıdır.

  Filmin bir çok sahnesinde Rancho basit şekilde sorduğu sorulara karşı,öğretmenlerinden ve

çevresinden aldığı yanıt,her zaman sorgulamadan kabul etmesi dayatılmaktadır.

   Bir çok toplumda,kültürde ve dinde hala sorgulama hakkı, günah,yanlış,uyumsuzluk olarak adlandırılmaktadır.İnsanoğlu doğduğu andan itibaren etrafını merakla gözlemleyerek herşeyi anlamaya çalışırken basit sorular sormaya başlar.

  İnsanın ilk düşünme yetisi olan doğuştan merak duygusu,her zaman ailelerin,erteleyerek ya da geçiştirerek verdiği cevaplarla,beyinlerde,ilk duyarsızlık seti oluşur.

  Bireyler okula başladığı andan itibaren,eğitim sistemi ve  öğretmenlerin,kişileri boş beyinler olarak görerek,sadece bilgiyle doldurulması gereken,bilginin yanında erdem duygusundan yoksun,bır yaklaşımın içinde olurlar.

  Çoğu birey,öğretmenlerin ve ailelerin,insana öğrettikleri şeylere can atarak cevaplamak için sadece hayat boyu parmak kaldırması gerekir.Farklı bir şey için parmak kaldırdığında,biraz sesini yükseltip sorgulamaya başladığında,ya ceza alır ya da insanın kendi iyiliği için susması dayatılır.

  Her insan mucize olarak doğmasına rağmen, bu kısır döngüyle birbirinin kopyası kuşaklar,duyarsız egolar,bireysel özgüveni ancak bu yarışta olanların önünde olmak olan,kendilerine ait olmayan beyinlerle yaşama bırakılmış bireyler olarak karşımıza çıkıyor.

  Bir insanın ve kuşağın öldürülmesi önce düşünme yetisini,yani sorgulama yeteneğini almaktır.Devletler ve toplumlar,kurallar ve geleneklerle,hayatı bazen kolaylaştırmak yerine, yaşamayı mecbur kıldığı bu sistemle, insanları bilinçsizleştirerek varlığını ve oteritesini bireyler üzerinde sürdürmektedir.

  Buna karşı çıkan insanlar ise sorgulamanın,mutsuzluk getireceğini ve bireysel hazların önüne geçiceğini düşünerek,insanın doğuştan varolup elinden alınan bu yeteğin artık anlamsızlaşmasına,hayatında pozitif şeyler için kullanmamasına sebeb olmaktadır.

  Tarihe bakarsak bu bağlantıları kurmamız çok daha kolaydır.İnsanın eğitimle,bazen katliamlar yapmasına sebeb olmuş,bazende düşünme ve düşünmenin getirdiği sorgulamadan dolayı toplumlarca dışlanmasına,hatta yaşamından olmasına sebeb olmuştur.

 Filmimiz bir çok sahnede,yüzyıllarca yaşanan bu durumu güzel anlatmaktadır.

  Filmimizin ana karakterlerinden biri olan profosör iyi eğitim almış biridir.İnsanın ancak yarışarak,rekabetle bireysel üstünlük sağlayabileceğini,bunun için gerekli olan şeyin ezberci robotlaşarak yaşamayı savunmaktadır. Bu yaklaşımıyla insan olma duygusunu kenara birakıp.kendi zekasıyla insanın kendi kurbanı ve kölesi olmasının güzel bir örneğidir.

  Profosörün bu yaklaşım şeklini,kendi öğrencilerine ve ailesine, bireysel otoritesini ve konumunu kullanarak psikolojik baskı olarak yansıtmaktadır.

  Profosör,bir öğrencinin intiharı ile sonuçlanan bir olayın ardından,Ranchonun tepkisine dönüşmüş ve profosöre verdiği 30 saniyelik dersle insan beyninin kurallara sığdırıldığında merak dürtüsüyle,at yarışındaki eğitilmiş atlar gibi bilinçsizce sadece kazanma hırsıyla koştuğunu göstermektedir.

  Bu yarış çok basittir.İnsanın kendini kanıtlamak ve bir adım önde olmak için harcadığı enerjinin hayatına faydasızlığını güzel bir şekilde açıklamaktadır.

 Doğuştan var olan merak dürtüsü,hırs,öğrenme yetisi,korku gibi duygular,insanın yaratışılışından bu yana zıt duygularla vardır.Bu duygularımız doğru şekilde kullanıldığında kendi hayatımızın dahileri olabilme şansını verecektir.

  Günümüzdede eğitim iyi karakterli insanlar yetiştirip,kendi hayatlarının dahileri olabilme şansı vermek yerine,sahte otorotilerle insanlari soktukları yarışlarla kendilerine olan özgüvenlerini yok etmektedir.

 Bu filmi izlerken Albert Einteini düşünmemek mümkün değil,eğitim sistemi ile ilgili eleştirileri bu filmde bir çok sahnede yer almaktadır.Einteinin ünlü bir sözü vardır:

  Aslında herkes dahidir.Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirir. 

  Film de bu sözlere Farhan ve Raju güzel bir örnektir,resim yeteneği olan bir genç ve iş hayatında başarı olabilecek bir genç,ikiside makine bölümünde hayatı kazanmak diye adlandırılan hiç ilgilerinin olmadıkları bir sınavdalardır.

  Filmimizde yarışmassan bu hayatta her zaman kaybedeceğin mantığı işlenirken,Rancho arkadaşlarına sergilediği yaklaşımlarla,bu mantığın insan yaşamına faydasızlığını anlatıyor.

  Film yaşadığı baskı sonucu intihar eden bir gencin yaşamından,bir profosörün kızının mesleki durumundan,doğuduğunda ne olacağına karar verilen bir çoçuğun hayatına,fakir burslu okuyan bir gencin hayatından,kendi hayalini gerçekleştirmek için başka kimlikle yaşayan birinin hayatına kadar uzanıyor...

  Filmimiz insanların hayatları boyunca otorite olan güçler (aile,toplum,devlet;okul...vs) tarafından  dayatılan hedeflerin,sorumluluğu ve baskısıyla,insan ruhen ve psikolojik olarak makineleşerek yaşama şekliyle hayatın içine atıldığını basit cevaplarla yanitlıyor.

  Filmimiz hindistanda bir makine bölümünde geçsede,bize başka hayatların içinde yeni dünya sisteminde insanların gelecek,yaşam kaygısıyla,duygularını ve hissettiklerini basite alarak önemsemeden yarış pistinde gibi yaşamalarını bize anlatiyor.

  Filmimiz her insanın aynı şartlarda ve konumda doğmasa bile,tüm insanların ortak noktası toplumun gelenekleri ve devletin getirdiği eğitim sistemlerini,insan geleceğinde ve yaşamında şekil değiştirerek nasıl rol aldığını, ince espirilerle vurguluyor.

  İnsan kendini gerçekleştirmek yerine bu kaygılarla dolu olarak kendine ait olmayan dünyalarda başından kaybettikleri bir yaşama giriyorlar.İnsan hayatını yaşamak adına dayatılan mecburiyetlikler için kendini kurban etmemeli diye filmin kahramanlarından Rancho nun insana dair herşeyin olabileceğini,bunun bir güç olduğunu izliyoruz.

AL İZ VEL

  Mahallenizde ki bekçi kör olsa her şey yolunda diye her gece bağırsa ve siz kör olduğunu bilmeseniz güven içinde uyurmuydunuz?

  Filmdeki bu replik,insan olmanın hayatla duygular arasındaki bağının güçlü olduğu sürece insanın korkuları,endişeleri,kaygıları,kaybettikleri yanında güzellikleri,sevgiyi,yaşamdan zevk almanında birbirini tamamladığını derin hissettiriyor.  

 Su bulduğun yerde yıkan,açsan ne bulursan ye,korkuyorsan bekle,çözüm arıyorsan sabret,gülüyorsan kahkaha at,seviyorsan yaşa...filmi bu kadarda güzel yapan rutin yaptığımız şeylerin insan ruhu ve sağlığı için kendi yaşamımızda ki derinliğini espirili müzikleriyle yansıtıyor.

 Rancho,Raju ve Farhan arasında gelişen dostluk,bir ömüre sığdırılan samimiyet ve özverinin filmde güzel bir örneğidir.İnsan yaşamında hayatının değiştiği noktalarda hayatınıza bir kere dokunmuş ve tüm hayatınıza sonsuza kadar yayılmış ilişkilerin dostluk kavramını tekrar sorguladığımız sahnelerle duygulunacaksınız.  

Dostluk mantığın yanında değilde yüreğinizin derinlerindedir,her davranış yürekten gelen eylemdir,günümüzde sisteme çıkar kurbanı edilen ilişkilerin dostluk adında yaşanmaktadır. 

İnsanın dostlarıda zaman içinde bazen kaybolsa dahi birlikte geçirilen bazı anlar vardır ki,tekrar bir araya geldinizde araya giren tüm yıllara ve zamana rağmen kaldığınız yerden tekrar başlarsınız.

Filmimiz bir çok konuya değinsede ben bir kısmına vurgu yaparak gectim,çok sey daha yazılabilir,söylenebilir,izlenmesi gereken ve arşivde olması gereken bir film.

 

Filmi izlerken replik ve müzikleriyle zamanın nasıl geçtiğini anlamıcaksınız...

ve belki sizde hayat için basit bir dille...

 

 tavuk bilmez

 omlet mi olacak

 civciv mi

 kimse bimez ki kader ne yapacak...

 

iyi seyirler

Selma Cavuldak