Kuzey Kürdistan'da çekilen ilk Kürtçe uzun metrajlı filmi

 

SİNEMA DİCLE- ÖZEL

Kuzey Kürdistan'da çekilen "Xelilo-Kenê Spî" isimli uzun metrajlı filmin senaristi ve yapımcısı olan Selamo , aynı zamanda filmin başrol oyuncularından biri. Filmin gerçek bir hayattan esinlendiğini anlatırken, konunun 80'li yıllarda Nusaybin'de yaşayan Xelilo'nun dünyası olduğunu anlatıyor. Selamo "Xelilo- Kenê Spi" filmi hakkında SİNEMA DİCLE'nin sorularını yanıtladı.

 

"ilk önce filmin ismiyle başlamak istiyoruz. Neden "kenê spi" ismini seçtiniz? Mecazi bir anlam taşıdığı kesin gibi gözüküyor. Filmin ismiyle direk olarak izleyicilere vermek istediğiniz bir mesaj var miydi?

Aslında filmin ismi "XELÎLO/KENÊ SPÎ" dir. Yani karakterin ismi xelilo olduğu için ikinci bir isim seçtik, bunu seçerken tabi ki iyi düşündük. Bizde kendi kendimize çok sorduk neden kenê spî? Sizinde anladığınız gibi  filmi seyrederken fazla gülemiyeceğiz ama ben neden "kenê spî" sorusunu cevapsız bırakmak istiyorum.. Seyirci seyrederken nedenini kendisi bulsun diye.


Filmin konusuna ilişkin kısa bir bilgi verirmisiniz? Düşünce ilk olarak ne zaman çıktı? Nasil şekillendi? Tiyatrolarınızla tanınan biriyken, Sizi tiyatrodan, sinemaya geçişe götüren sebep neydi? Seçtiğiniz konunun ancak sinema ile anlatılabileceğine dair bir duygu muydu?


Sinema merakı yeni değil bende, yılardır bu istek vardı, Ama bu merakla olacak işler değil. Tabii sinemayı okumuş bir insan değilim. Tiyatroda da öyle, ben tiyatroya başlarken belki öyle profesyonel bir bilgimde yoktu. Ama ilgimi cekiyordu. Beni başka bir dünyaya taşıyordu onu merak ederek başladım. ufak denemelerden sonra kendimi yetiştirmem gerektiğini öğrendim. Küçük becerilerle baslayıp pratik yaparak, bir şeyler öğrenmeye çalışıyor insan. Yoksa ne çocukluğumuzda, ne gençligimizde  yaşadığımız ülkede, yani Kürdistan'da öyle. Okumak gibi bir imkan yoktu. Benim için sinemada da öyleydi. Merakım vardı. Ama bunu nasıl  becereceğimi nasıl yapabileceğimi, bir sinema filmi nasıl çekilir? Bunları öğrenmeye çalıştım. Önce beraber çalıştığım ve aynı zamanda bu filmin yönetmenliğini üstlenen Şiyar arkadas ile bir kaç kısa film çalışmamız olduktan sonra uzun metrajlı çekmeye karar verdik. Filmin konusuna gelince bu gerçek bir olaydan esinlenerek yazılmış bir hikayedir. 1980'li yıllarda Nusaybin'de yaşanan bir olay o zaman çocuktum tabii. Xelilo'yu şahsen tanırdım. Onun yaşamı o zaman ilgimi çekmişti. Ama o zaman tam olarak anlamamıştım. Büyüdükçe Xelilo'yu anlamaya  çalıştım. Onu yazmak kolay olmadı. Tabi ki biraz da pisikolojiyle ilgili  bir şeydir. Kısaca öyle diyebilirim. İki sene önce kendimi Xelilo'nun dunyasında gördüm. Ve onun ruhunu yaşıyarak ona bir şiir yazdım. Bütün hikaye ve senaryo bu şiirden çıktı.
 

Yapım aşamasında karşılaştığınız en büyük sorun neydi? Bu anlamda Türkiye-Kürdistan zemininde sinema çalışması yürüten ve yürütmeyi düşünen sinemacılara yapacağınız bir öneri var midir?
 
Yapım aşamasında benim çektiğim en büyük zorluk maddi anlamdaydı. Bu benim icin öyleydi. Ya da benim maddi sorunlarım olduğu için belki sadece  zorluk o yöndeymiş gibi geliyordu  bana. Belki de başka zorluklar vardı. Ama benim o kadar maddi zorluklarım vardi ki başka sorunları görememişim herhalde, Bu çok önemli tabi ama onun dışında iyi hazırlanmak gerekiyor. Teknik ve ekip olarak iyi hazırlanmak gerekiyor. Bir yerdeki ufak bir eksiklik butun ekibin calışmasını etkiler ve yavaşlatır. Çok büyük bir stress içinde calışılıyor ve film bitene kadar bu stresi yasiyor insan. Nedeni nedir? Bende bilmiyorum açıkçası ama her dakikası stress dolu bir çalışmadır. Avrupa'dan gidip orda film cekenler herhalde daha az zorluk ceker. Çünkü buradaki yaşamın kendisi strestir zaten.

Filmin kendi içinde taşıdığı bir "ilk" olma durumu varmi? Kuzey Kürdistan'da şimdiye kadar çekilen "ilk izin verilen",uzun metrajlı kürtçe film olması dışında. Yani "Kene Spi" Kürt sinemasına su ana kadar ilk sayılabilecek bir özellik verebilecekmi seyircisine?
 

Yani Kuzey Kürdistan'da ilk uzun metrajlı Kürtçe bir film diyebiliriz ama ilk Kürt filmi değildir. Daha öncede çeşitli yönetmenler birçok film yapmış. Kısa, uzun metrajlı kürt filmleri var. Ama dili ya türkçe yada  Türkçe-Kürtçe karışımı olmuştur. Bizim filmimizin ruhu Kürtçe'dir, şiiri Kürtçe'dir. Hikayesi Kürtçe'dir. Yaşamı Kürtçe'dir. Kısacası tamamen Kürtçe bir film olduğundan dolayı "evet bir ilktir". Bence Kürt sinemasına en büyük katkısı budur. Yani eğer Kürt sineması denilecekse, yapılan filmin ruhu ve dili Kürtçe olmalıdır. Bu çok önemlidir. Öbür taraftan Kürt sinemasına katkısı olacaktır tabi en azında gençlere cesaret verecek bir film olduğunu söyleyebilirim. Tekniki açıdan bakılırsa çok profesyonel bir teknik kullanıldı, aynı zamanda çok tecrübeli bir ekip tarafından çekildi. Ve daha da önemlisi bize katkısı, biz artık kendimize güvenerek sinemamızı yapabilecek bir ekip ve yeteneğe sahibiz.


Filminizde tamamen bir realiteyimi anlatiyor? Yaşanmış bir öyküden uyarlama mi? Yoksa olası bir konunun aktarımı mıdır?
 
Az önce söylemistim yaşanmış bir öyküdür. İcinde bazı değişiklikler yaptık tabi ki. Hem zamanlama olarak, hemde Xelilo'nun karakteri açısından olduğu gibi realitesini vermek mümkün olmadığından, bazı fantezilerle süslenmiş bir hikayedir.


Filmi seçerken hedef kitle belirlediniz mi? Yani "Kene Spi" yi belli bir izleyici kitlesine yönelik olması açısından bir düşünceniz oldu mu? Film sadece Kürt'leremi hitap ediyor yoksa sadece dilimi kürtçedir? Yada dublaj yapılması durumunda her kesime ulaşabilecek bir evrensellik taşiyor mu? Kısaca özetlersek film bir ticari kaygı taşıyor mu?


Film, ticari bir kaygı taşımıyor ama herkesin izleyebilecegi bir film olduğunu söyleyebilirim. Bu filmi Almanlar'da izleyebilir, Türk'lerde, Arap'larda.. Ama bu bir Kürt filmidir. Bu çalışmaya başlarken en çok düşündüğümüz şey buydu. "Biz Avrupa'lıları düşünerek bir film yapmayacağız. Biz bir Kürt filmi yapacağız" dedik.Bu nedenle şunu söyleyebilirim "biz kendi yağımızla kavrularak yaptık bu filmi. Ama bu, filmi sadece Kürt'ler izleyecek anlamına gelmez herkesin seyredebilecegi bir filmdir "Kenê Spî"

Peki Sizce Kürt filmleri seyirciye ulaşabilmek gibi bir noktadan hareket edip biraz hesaplar üzerinden seyirciye ulaşabilme anlamında bir kaygıyı taşımalı mı?. Yani Kürt sineması biraz popüler olmayı seçmelimi yoksa katı-sert bir çerçevede sadece genel doğrularla mı boğuşmalıdır?
 
Ben hep şu noktayı eleştirdim. Daha kendi sinemamız yok denilebilecek düzeydeyken, kendimizi baskasına kabullendirmek için Avrupa'lı fikirlerle donanmış şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yada kendimizi Türkiye'deki kültür sömürüsünden kurtaramıyoruz. Sert çerceve ne demek? eğer siz bir Kürt filmi yapmak istiyorsanız, Kürt'lerin kültürünü, yaşamını, acılarını, sevinçlerini işlemek zorundasınız. Eleştiri alabilirsiniz. Çok normal birşeydir. Sanat zaten evrenseldir ama evrensellikle popülerlik bir değildir. Bence hiç bir hesap yapılmamalı. Sanat yapılmalı. Gerçekler yansıtılmalı. Bunu yaptıktan sonra seyircinizi bulursunuz.

Bu anlamda Kürt sinemasi hangi noktadır Sizce?


Kürt sineması sancı aşamasındadır. Doğumu geç oabilir ama doğacaktır. Ana sütüyle beslenirse saglıklı büyüyüp yürüyecektir. İthal sütle beslense sakat kalacaktır.

Bir filme Kürt sineması demek icin sizce bunun ilk şartı filmin Kürtçe olmasımıdır? Bu temelde konuya bakacak olursak, Kürt sineması sadece yurtsever duygular çerçevesinde kalıp dil, kültür, coğrafya gibi ulusal değerlere katkı sunma kaygısıylamı hareket etmelidir?
 
Dil tabiki çok önemli. Kürt sineması olması için  dili kürtçe olmalıdır. Yoksa Amerika'dan gelip ortadoğudaki destanları film yapiyorlar. Anlatılanlar bizim ama film Amerikan yapımı oluyor bu bir gerçek. Ama sadece dil yetmiyor tabi. Filmin dili kadar,  ruhu duygularıda önemli. Bir Kürtçe filmi seyrederken, tabiki o halkın duygularını yaşayabilmelisiniz. Ulusal değerler tabiki çok önemli. Yaşadığınız döneme bağlıdır bu. Dilimiz hala yasakken sanki her şey güllük-gülistanlıkmış gibi davranamazsınız. Yapacağınız film ulusal degerlere katki sunmalıdır. Malesef sinema ve dizi filmler yolu ile bizim dilimizi kültürümüzü talan ediyorlar. Bunları görmemezlikten gelip başka şeylerin peşine takılmak doğru değildir. Eğer aktüel bir film yapacaksanız, bügünün gerçekliğini yansıtmak zorundasınız. Herkes böyle yapıyor. Tarihi de işlerseniz öyledir, Örneğin bir Ahmedê Xanê'nin filmi çekilirse yine ulusal değerlere katkı sunmak için yaparsınız bunu. Çünkü bu konuda ciddi sorunlarımız var.

Sizce Kürt coğrafyasında yaşanan savaşın kendisi ve toplumsal etkileri sinema alanında yeterince ifade edildi mi? Yoksa yeterince ifade edilmediği için değişik konulara geçilemiyor. Yani sinema bu anlamda bir merdivenmidir? İlk katı, basamağı yapılmadan digerine atlanılamaz biçimindemidir sinema?. Bir ulusun sinemasi direk olarak toplumun sosyo-ekonomik durumuyla baglantılımıdır. Kısacası sizce istenilen her konuda istenilen şekilde sinema filmi cekmek gibi bir olanak varmıdır?
 
Zaten bütün mesele budur. 30 yıllık bir savaş sürecini yaşıyan bir halk realitesi var. Ve bu savaşı yansıtan filmler neredeyse yok. Güncel sorunlarımızı sinemaya yansıtamadığımız için, geçmişe gidemiyoruz. Yakın tarihi işleyemedik. Yakın tarihi işlemesende tarihimize  inemiyoruz bence. Kürtler çok geç kaldı. Şimdiye kadar yakın tarihimizi işleyen filmler olmalıydı. İstediğiniz her konuda bir film yapmak için, ulusal sorunların olmadığı bir zaman gerekiyor. Ülkenizde savaş varken her gün insanlar ölürken, kalkıp bunları görmeden başka bir şey yaparsanız, seyirci bulamazsınız. Bizim temel sorunlarımızdan biri de budur bence. Birincisi, Kürtler ne yapacağına karar veremiyor, ikincisi, bu durumda arada kalmışız. Bunu yapsam iyi mi olur? Şunu yapsam kötümü? bu tür durumlarda birşey yapmak gerekiyor ve yaparken nereden başlayacağınızı bilmeniz gerekiyor. Bizim bu durumda uzay  filmi çekecek bir olanağımız yok tabi. Ne yapacağız ? Yakın tarihimizin sinemasını yapmamız lazım. Bunu yaparkende  korkmamak lazım. Burayamı yakın duracam? Orayamı? yoksa Avrupaya'mı gibi çekincelere girmemek gerekiyor. Daha çok halkın gerçekliğini yansıtırsan her taraf saygı duyar.
Avrupa'dan finans almak için ulusal değerlerini gözardı edemezsiniz. Zorluklarımız vardır ama berrak olmak gerekiyor. Ne yapmak istiyorsunuz? Yapmak istediğiniz şey neye hizmet edecek bunlar cok önemlidir.

Sinema ve tiyatro arasındaki bağlantı sizce nedir? Kürt sinemasımı daha eski ve güçlüdür yoksa Kürt tiyatrosumu? Bu anlamda tiyatro oyunculuğu ile sinema oyunculuğu arasındaki farklar sizce nelerdir?

Tiyatro sinemanın babasıdır yada dedesidir. O kadar yakın bağları vardır ki, Kürtler de ikiside yenidir Ve güçsüzdür. Güçlü olmaları için çok hızlı ve iyi çalışmak gerekiyor. Oyunculuğa gelince, Tiyotro oyunculuğu bambaşka bir şeydir. Hem sinema oyunculuğundan çok daha zordur hem de çok daha zevklidir. Tiyatroda insanın başka bir dunyası vardır. Seyircinin dunyasından tamamen kopuksunuz. sanki başka birisiniz. O sahne sizin içindir ve siz orda özgürsünüz. Sizin için yaratılmış bir dunyadır sahne. Hiç kimse umrunda olmaz insanın. O anda canlandırdığı karakterle birleşip kendinizi bile unutuyorsunız. Bu bambaska bir duygudur. Anlatılması mümkün değildir. Sinema oyuKısacası tiyatroda sahne tekrarı yoktur.Bu sefer olmadı hadi yeniden yapalım diyemezsiniz. Geriye alamazsınız normal yaşam gibi.
Sinemada ise daha çok tekniktir. Oynadığın kişiyi oynamaya çalışıyorsunuz. Olmasa bir daha denersiniz. Tiyotrodan farkı oyunculuğu doğayla etrafında, olup bitenlerin görüntüleriyle beslersiniz. Tiyatroda orda olmayan her şeyi kendiniz görüntülüyorsunuz. Örneğin olmayan bir ormanı seyirciye, oyuncu göstermek zorundadır, Sinemada ise bir ormanda olmanız gerekiyor. Fark bu.Her ikiside çok zor aslında ama ikiside çok güzeldir.

Yeni bir sinema projesi düşünüyormusunuz? Tiyatroyu tümüyle bıraktınız mı?

Tiyatroyu hiç bir zaman bırakamam. O benim besin kaynağımdır. Ben ondan beslendim onu bıraktığım anda oda beni bırakır.
Yeni bir projem var tabi. Bu işe başladık bir kere geri dönüş yok. Ama zaman lazım bu filmde çok zorluk çektim. Yeni projede altyapısını daha iyi hazirlayıp başlamak istiyorum.

Hangisi daha ekonomiktir. Sinema mı, Tiyatro mu?. Yada hangisi daha kolaydır sizce? Yine buna bağlı olarak sizce sinema yapmakta finans mı önceliklidir yoksa öykümü? Sinema sizce zengin işimidir? Yani fakirler sinema yapamaz mı? Yada milyonlara ulaşabilmek için illa ki milyonluk bütçelerlemi yapmak lazim filmleri? Sinemada işlenecek düsüncenin güzellliğimi önceliklidir yoksa kamera ışık ve ses düzenlerinin kalitesi mi? Kuşkusuz birbirine bağlıdır ama yinede size ilk hangisi gelir diye sorsalar ne dersiniz?Düşünce mi? Teknik mi?
 
Teknik tabiki önemlidir iyi teknik kulanırsanız  görsel açıdan iyi olur. Ama düşünce çok önemli. Film yaparken ne vermek istediğiniz çok önemli. Hiçbir kareyi güzel görünsün diye cekemezsiniz. "Neden O kareyi çektin" diye sorar izleyici. Ne  anlatmak istedin? Herşey bir anlam taşımalı.
Ayrica sinema zenginlerin işi değildir. Finans tabiki lazım. Olmadımı zorluk çekebilirsiniz. Ben bunu yaşadım. Sağ olsunlar Nusaybin, Kızıltepe ve Diyarbakır belediyeleri  bize sponsorluk yaptılar. Çok yardımcı oldular geri kalanını kendi imkanlarımızla yaptık. Borçlandık, ayrıca bizimle calışan arkadaşlar çok çok yardımcı oldular. Hepsine burdan bir daha teşekkür etmek istiyorum. Hiçbiri karşılık beklemeden çok çalıştı yoksa öyle bu filmi bitirmemiz mumkün değildi. Ama şunu söylemek istiyorum ilyonların olmasa da  film yapabilirsiniz. Küçük bütce ile de yaparsınız. Yeterki o istek ve kararlılık olsun. Ben bunun örneğiyim. Bütün zorluklara rağmen bir film yaptık kolay degil ama cesaretli olmak gerekiyor.

 

"Kenê Spi" hangisidir? Düşük bütçeli bir film mi yoksa yüksek mi?
 
Çok düşük degil. Orta  bütçeli diyelim biz.

Film nerelerde çekildi? Ne kadar oyuncu ve figüran yer aldi? Ne kadar sürede çekildi?
 
Filmin büyük bir bölümü Nusabin'de çekildi bir kısmı Kızılltepe ve Diyarbakır'da çekildi. Filmde toplam sayıyı şu an tam olarak söyliyemem ama 50'ye yakın oyuncu ve 450'ye yakın figüran yer aldı.

Son olarak seyirciyle ne zaman buluşacak? Bununla beraber "Genç Kürt Sinemacılarına" söylemek istediğiniz bir şey var mi?

Seyirciyle eylül ayında buluşmayı düşünüyoruz. Yani şu an planlamamız böyle. İşler iyi giderse tabii:)) Genç sinemacılara  şunu söylemek  istiyorum; Seviyorsan cesaretliysen yaparsın. Hiç bir engel yoktur. Kendinize guvenin yeter..

 

HER HAKKI SAKLIDIR. KAYNAK GÖSTERİLMEDEN YAYINLANMASI YASAKTIR.