Qirej-Kir Sinemalarda!

 

1985 yılından beri uygulanan ve zaman zaman eylemleriyle tartışma konusu olan bölgedeki koruculuk sistemi, bu kez bir filme konu oldu.
‘Qiréj-Kir’ adlı film, yönetmen Yusuf Çetin tarafından Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde çekildi.
 
Filmin başrollerinde :
 
Yusuf Çetin,
Zilan Odabaşı
Yalçın Dümer paylaştı.
 
Film’de kadına yönelik şiddet, namus cinayetleri, baskılar ve kadınların dayanışması da yer alıyor. Filmde İHD yöneticisi ve Avukat Eren Keskin de rol alıyor.
27 Şubat’ta Diyarbakır’daki galayla sinema severlerle buluşan filmin ev sahipliğini Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi yapacak.
Filmde bir korucubaşını oynayan oyuncu yönetmen Yusuf Çetin, Osman Baydemir’i makamında ziyaret ederek destek istedi.
Filmdeki amacın korucuların bölgede gerçekleştirdiği hak ihlallerine dikkat çekmek olduğunu belirten Çetin: “Biraz kendimizi hedefe koyduk ama biz buna açığız, ancak bu gerkli bir filmdi. Doğruların altını çok kalın çizdik” dedi. 
 
Filmde koruculuk sisteminin kirli yönlerini gün yüzüne çıkardıklarını vurgulayan Çetin: “Yaptığımız sinema filminin amacı, devletten maaş ve silah alan, sırtını devlete dayayıp edindiği güç ile halk üzerinde terör estiren koruculuk sisteminin kirli yönlerini gün yüzüne çıkarmaktı.
Yanı sıra birbirini besleyen militarizm ve erkek egemen toplumun, kadın bedeni ve emeği üzerindeki tahakkümü sonucu her gün artan, kadın katliamına da parmak basmak gerekiyordu. Savaşın, silahın, halka her türlü zulmü yapan koruculuk sistemi ve kadın cinayetleri kirli bir düşüncenin ürünü olduğunu düşünerek yola çıkıp, ‘Qiréj-Kir’de bu kiri deşifre etmeyi amaçladık. Umuyoruz ki bu film, toplumsal talep olan koruculuk sisteminin kaldırılmasına ve kadın cinayetlerinin son bulmasına ve topraklarımızda barışın yeşermesine hizmet eder.” 
 
İki Mart’ta Beyoğlu Sineması’nda gala yapılacak olan filmin yüzde 60’ının Türkçe altyazılı, yani Kürtçe çekildiği belirtildi.
 
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir:
 
” Bu filmle bölgenin uzun süredir kanayan toplumsal bir yarasına parmak basıldığını, uzun bir süredir devam eden bir toplumsal yarayı sanatın diliyle eleştirmek, sanatın diliyle o yarayı deşmek ve yine sanatın diliyle o yarayı sarmak hepimizin ihtiyacı olmalıdır. Türkiye’de her ne kadar rolünü oynamasa da siyaset oldukça aktif. Bence sanatı aktif hale getirmek lazım.
Bence barışa ulaşmak için sanatı aktifleştirmek lazım.
 
Eğer yeteri miktarda sanatçılarımız aktif olsaydı, yeteri miktarda sinema filmimiz oluşturulsaydı, romanlar yazılmış olsaydı, tiyatro oyunları oynanmış olsaydı belki de Türkiye toplumu Türküyle Kürdüyle, etnik kimlikleriyle belki de bu kadar büyük acıları yaşamazdı” dedi.

Filmin Fragmanı