Kürt sineması 8’inci kez Londra’da buluştu

Avrupa’nın en büyük Kürt Film Festivali olma özelliği taşıyan 8. Londra Kürt Film Festivali, Yılmaz Güney Kısa Film ve En İyi Senaryo Ödülleri’nin verildiği törenle sona erdi. Bu yıl ki festivale binlerce kişi ilgi gösterirken, özellikle uzun metrajlı filmler kapalı gişe oynadı. Festival kapsamında 23 uzun metrajlı, 45 belgesel ve 52 kısa film gösterildi. Festivalin kapanış törenin de ise Rojava Devrimi selamlandı. Festival Kürt sinemasının tartışıldığı bir platforma dönüşürken, tartışmaların odağında “Kürt Sineması mı Kürdistan Sineması mı?” vardı.

Avrupa’nın önemli başkentlerinden biri olan Londra’da gelenekselleşen Kürt Film Festivali’nin 8’incisi sona erdi. Londra’da bir hafta boyunca süren festivale ilginin geçmiş yıllara oranla kat be kat yüksek olurken, birçok filmin kapalı gişe oynaması ise dikkat çekti. Londra Kürt Film Festivali’nin açılışı 15 Kasım’da görkemli bir resepsiyonla yapıldı. Resepsiyona basın ve sinema dünyasının yanı sıra Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili Jean Lambert, Kürdistan Bölgesel Hükümeti İngiltere Temsilcisi Sami Abdul Rahman, Kürt siyasetci Feleknas Uca, Nelson Mandela’nın avukatı Essa Moosa, Kürt yönetmenler Bahman Ghobadi, Hiner Saleem, Hisham Zaman, Ortadoğu Sinema Akademisi Sözcüsü İbrahim Yıldırım, Yönetmen David Meseguer, Oriol Gracià’nın yanı sıra 600 kişi katıldı. Resepsiyonun ardından Hisham Zaman’ın yönettiği ‘Kardan Önce’ (Before Snowfall) adlı film ile festival start aldı. Film sonrası yönetmen Hisham Zaman ile filmin oyuncularının katılımıyla bir söyleşi gerçekleşti.

KÜRT FİLMLERİ KAPALI GİŞE OYNADI

Filmlerin tamamı Londra’nın ünlü sinema merkezlerinden Hackney Picturehouse ve Westbourne Studios’da gerçekleşti. Festival de Hisham Zaman’ın ‘Kardan Önce’ (Before Snowfall), Hiner Saleem’in ‘Benim Tatlı Biberhanem’ (My Sweet Pepperland), Bahman Ghobadi’in ‘Gergedan Mevsimi’ (Rhino Season), Orhan Eskikoy ve Zeynel Dogan’ın ‘Babamın Sesi’ (Voice Of My Father), Karzan Kader’in ‘Bekas’ ve Hüseyin Tabak’ın ‘Güzelliğin On Par’ Etmez’ (Your Beauty Is Worth Nothing) gibi filmler kapalı gişe oynadı.

Yine Seyfettin Tokmak’ın ‘Kırık Midyeler’ (Broken Mussels), Murat Sercan Subaşı’ın ‘Hasat’ (Harvest) ve Shahram Maslakhi’in ‘Yanan Yuvalar’ (Burning Nests) gıbı filmler de büyük ilgi gördü.

ROJAVA DEVRİMİ ANLATILDI

Festivalin bu yı ki ana temalarından biri de Rojava devrimi idi. Rojava devrimini işleyen ‘Sessiz Devrim’ (The Silent Revolution) ve ‘Son Sıgara’ (The Last Cigarette) filmleri festivalde öne çıkan belgeseller arasında olurken, ‘Açlık Görevi’ (Hunger Duty), ‘Kapıdakı Ses’ (A Knock On the Door), ‘Fecira’, ‘Banaz: Bir Aşk Hikayesi’ (Banaz: A Love Story), ‘DOM’ (Gypsy), ‘Barış Yeniden’ (Peace Again), ‘Faili Devlet’ (State Is the Perpetuator), ‘Ana Dilim Nerde?’ (Where Is My Mother Tongue?) isimli belgeseler de yoğun ilgi gördü.

Kısa filmlerden ise ‘Baghdad Messi’, ‘Karpuz Cenneti’ (Heaven of Watermelon), ‘Pepuk’, ‘Küçük Pencereli Evler’ (Houses With Small Windows), ‘Sessiz’ (Silent) ve ‘Neden?’ (Why?) izleyicinin dikkatini çekti.

FESTİVAL BİR PLATFORMA DÖNÜŞTÜ

Festival bünyesinde gösterilen filmler Kürt halkının yaşadığı çeşitli ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunları ele alırken, insan hakları, kadın ve çocuk hakları, doğa, savaş, dil ve kimlik gibi temalar ön plana çıktı. Festival sadece film gösterimlerinden ibaret olmadı. Bahman Ghobadi, Hiner Saleem, Hüseyin Tabak ve Hisham Zaman gibi Kürt yönetmenler Kürt sinemasına ilgi gösteren başta İngilizler olmak üzere farklı halkların sinema severlerine Kürt sinemasını anlatıp söyleşiler yaptı.

Festivalde gösterilen her filmin ardından kulislerde Kürt sineması üzerine farklı sosyolojik, politik ve siyasi tartışmaların yoğunca işlenmesi ise kayde değerdi. Tartışmaların odağında ise “Kürt Sineması mı Kürdistan Sineması mı?” gibi sorunların yanıtı arandı. Öyle ki artık konuşulan şey Kürt sinemasının varlığı veya yokluğu değil, ne olduğu yönünde oldu. Bu bağlamda sinemanın, devletsiz olan Kürt halkı için, kendi kimliğini ve kültürünü dünyaya sunmak için bir fırsat sağladığı vurgulandı.

YILMAZ GÜNEY ÖDÜLLERİ DAĞITILDI

Her saati, her anı dolu dolu geçen festivalin kapanışı ise Hackney Picture House’da yapılan 4. Yılmaz Güney Kısa Film Yarışması ve bu yıl ilki gerçekleşen ‘Senaryo Yarışması’ ile gerçekleşti.

Senaryo Jürisi’nde Hiner Saleem, Julia Sako, Mehmet Aktaş, Nicola Gallani, Shawkat Amin Korki, Yılmaz Güney Kısa Film Ödül Jürisi’nde Yönetmen Ayşe Polat, Binevşa Berivan, Laura Evers Johns, Nihat Seven ve Tim Kennedy yer aldı. Kürtçe senaryo yazımını teşvik etmek amacıyla yapılan Senaryo Yarışması’nın ödülü Mazin Sherabayani tarafından yazılan ‘Olimpik Kız’ (Olympic Girl) adlı senaryo layık görüldü. Ödül kapsamında Sherabayani’ye plaket ile birlikte 5 bin dolar sunuldu.

EY REQİB İLE KAPANIŞ

Yılmaz Güney Kısa Film Yarışması’nda ise Yönetmenliğini Salah Salehi'nin yaptığı "Meçhul" (Unknown) adlı film birinciliğe layık görüldü. Azad Muhammadi tarafından yönetilen ‘Ekip’ (Squad) filmi 2’inci olurken, Sedat Azazi tarafından yönetilen ‘Sıs’ (Mist) adlı film ise 3’üncülüğe layık görüldü.

Ödül töreni sonrası tertip komitesi, festival gönüllüleri ve tüm katılımcılar sanatçı İbo Çolak’ın eşliğinde ‘Ey Reqîb’i seslendirerek, geceyi Kürdili bir tonla noktaladı. 8’inci Londra Kürt Film Festivali başarılı bir performans ile sona erdi. Londralılar, Kürt sinemasını hem de sinema aracılığı Kürt ve Kürdistan halklarını yakından tanıma imkanı buldu. Londra Kürt Film Festivali’nin önümüzdeki sene daha da büyük ve ses getiren bir festival ile filmsevleri karşılaması bekleniyor.

Meltem Ay- ANF