TATLI BELA

Selma Cavuldak- Sinema Dicle

Yeni filmimiz 2000 yapımı,erin brockoviç in gerçek yaşamından beyaz perdeye aktarılmış başarılı ve azimli sıcak öyküsüyle izlenmeye değer bir film.

Başrol oyuncumuz güzeliği ve çektiği filmlerde kadın konulu temalarda karşımıza çıkan başarılı oyuncu Julia Roberts dir.

Filmimizin kadın karakteri erin şimdiye kadar yazdığım filmlerden duruşundan,giyimine kadar farklı bir kadın öyküsüyle önce insan olmanın öyküsüne varan bir yolda karışmıza çıkıyor.

erin güzelliğini sergileyen,uçuk,küfürlü konuşan,bildiğini okuyan,hızlı kızan,giyimiyle ve davranışlarıyla girdiği her ortamda dikkat çeken,asla kendi kişiliğinden taviz vermeyen bir kadındır.Diğer taraftan ise erin her şeye rağmen içten,samimi,kendi olabilmenin avantajıyla candan cana ilişikiler kuran,üç çocuk annesi,yalnız,işsiz ve parasız bir kadındır.

Erin geçirdiği bir kaza sonucu tanıştığı avukatın bürosunda birazda zoraki bir emir vakiyle çalışmaya başlıcak,evraklarda farkettiği küçük bir ayrıntının peşine düşerek,kendi başarı öyküsünü azmiyle oluştururken hemde insan insana yüreğiyle konuşacaktır.

Filmimiz bu evrağın büyük bir şirkete ait olması,bölgede zehirli atıkların halkın yaşadığı suya karşımasına ve bir çok ailenin bu sebebten ciddi hastalıklar geçirmesine uzanırken,erin içinde yeni bir mücadele başlıcak,yüzlerce ailenin hayatını değiştirecek kararlığıyla tarihte amerika bileşik devletlerinden alınan en büyük tanzimat davasının başarıyla sonuçlanmasını izleyeceğiz.

 

Filmimiz bir çok başarı öyküsünden farkı,azim,çalışkanlık,kararlılığın dışından,gönülden yapılan işlerin sonucuna,yürekten paylaşılan bir kahve fincandaki muhabbetten,empati kurmayı başardığı ailelerin acılarına ve sevinçlerine ortak olmasıyla,dürüstlüğünüde katan erin yürekten yapılan işlerin gücünü hissettirecek.

 

Erin in üzerinden filmdeki en önemli vurgulardan biriside,ınsanlara giyim ve eğitim durumlarına göre bakışımızda ki önyargılarımıza değinmektedir.erinin giyimi ve davranışları,üzerine birde eğitimsiz olması insanların onu hakkındaki düşüncelerinin tamda tersi bir izlenim oluşturması,insanın kendi gibi davrandığında,gönülden ilişkiler kurulmasının güzel bir örneğidir.

Günümüzün en büyük sorunu haline gelen giyim ve eğitim üzerine seçilen ilişkilerin,maddiyatın ve modern dünyanın da getirdiği  kalıplarla,insanı resmettiği kalıplar içinde yargılamasıyla,önyargının üzerine tekrar düşündüren bir filmdir.

İnsanların çoğu karşılarına çıkan insaların gözlerine bakıp insan olmasını yeterli bir sebeb saymayıp,giyim ve eğitim durumunu kendine ait olduğu sandığı süzgeçlerinden geçirip,bilinç altında resmettiği kişilerle iletişim kurabilmektedir.bu da bir çok insanı görmezlikten gelerek önümüze konulan yemeği yemek misali ilişkiler oluşturmaya,köklü yürekten gelen ilişkilerde başarısız olmamıza sebeb olmaktadır.

 

Bu filmi izlerken belkide insan insana ilişkiye geçmiş ve gelecek zamandada çok az insanın yüreğiyle konuştuğu ve yaşadığı,her kutsal kitaptan,her kutsanmış sayılan insandan,nicelerinden duyupta hayatımıza taşıyamadığımız, insan insana paylaşabilme yürekliliğini filmimiz boyunca hissedceğiz ve sorguluyacağız.

Çoğumuz iç dünyamıza baktığımızda,insan insana iletişimin,teknoloji ve sıkıştırılmış kalıplar üzerinden yoğun olarak yaşandığını yeni dünya sisteminde,karşı karşıya içilen bir kahvenin insanın dünyasında yerinin,hissetmenin,gözgöze,cancana muahbbetin sıcaklığını,herşeyden önce insanın insan yapan bu paylaşımların önemine vurgu yapıyor filmimiz.

Filmimizde Erin insanların acısını ve mutluluklarını paylaşıyor,hiç bir kalıba ve unvana sığınmadan,yürekten gözükmeyen bir iple kurduğu sıfatsız ilişkileri kendi hayatı ve basklarının hayatıyla özümseyerek yaşamına anlam katıyor.

Bu filmi izlerken,hepimizin duyduğu,insanoğlunun hayat yolunda en zorlu kendiyle mücadelesini dile getiren mevlananın sözünü tekrar  anımsatmak istedim.

Ya olduğun gibi görün

Ya göründüğün gibi ol…

 

İyi seyirler..

Selma Cavuldak