İspanya İç Savaşı


Dünya Sinemasindan ilgili savasa iliskin filmler


Çanlar Kimin İçin Çalıyor (İngilizce: For Whom Bell Tolls) Ernest Hemingway'in eserinden, (1943)

* 'Ümit' (Fransızca: L'Espoir - Sierra de Teruel), André Malraux'ın eserinden, (1945) IMDB
* 'Ay Carmela!', (1990)
* 'Land and Freedom (Ülke ve Özgürlük)', (1995)
* 'Libertarias', (1996)
* 'La Lengua de las Mariposas',(kelebeklerin dili) (1999)
* 'Head in the Clouds' (2004)
* 'El Laberinto del Fauno', (İngilizce: Pan's Labyrinth, 2006)
* 'Las Trece Rosas', (2007)
* 'El Espinazo del Diablo', (İngilizce: The Devil's Backbone, 2001)



İspanya İç Savaşı, 17 Temmuz 1936 - 1 Nisan 1939 tarihlerinde İspanya'da milliyetçiler ile cumhuriyetçiler arasıda gerçekleşmiş iç savaştır. Savaş, 17 Temmuz 1936'da General Francisco Franco'nun komutasındaki milliyetçi güçlerin seçimle işbaşına gelen Cumhuriyetçi "Halk Cephesi" koalisyonuna karşı ayaklanmasıyla başlamıştır. Üç yıl süren ve İspanya'da büyük yıkıma yol açan iç savaş, 1 Nisan 1939'da milliyetçilerin zaferi ile sonlanmıştır. Savaşın sonucunda İspanya'da Franco'nun, 1975'deki ölümüne kadar sürecek olan, diktatörlüğü dönemi başlamıştır.

Hitler ve Mussolini isyanın başlamasından hemen sonra Franco'nun emrine birer uçak filosu göndererek 13,500 kişiyi Fas'tan İspanya'ya taşıdılar. Müteakip günlerde de 200,000'i geçen Alman, İtalyan ve Arap askeri bölgeye sevk edildi. Bunun karşısında Cumhuriyetçiler, SSCB'nin desteği ve muhtelif ülkelerden gelen gönüllülerin desteğini aldılar. Bu savaşta Alman Kondor Lejyonu hava taktiklerini ve teorilerini denemek fırsatı buldu. Bunlar içinde en önemlisi 27 Nisan 1937 yılında Guernica'nın yoğun hava bombardımanı ile yokedilmesiydi.

İspanya'ya oldukça fazla miktarda tank ve zırhlı araç gönderilmişti. Ne var ki, bunlar, zırhlı birlik teorisine uygun olarak kullanılmadı. Tanklar, piyade destek elemanı olarak kaldı. Bu durum, batılı gözlemcilerin zihinlerinde yanlış imaj bıraktı ve onlar tankın stratejik bir unsur olmadığı yanılgısına düştüler.

Mart 1939'da Falanjistler, yarım milyon ölü-yaralı, bir milyondan fazla sürgün ve sınırsız tahribata sebep olarak ülkeye hakim oldular. Almanlar deneyim açısından en kazançlı çıkan ülke oldu. İspanya İç Savaşı Hitler'in durumunu güçlendirdi. Fransa üçüncü bir Faşist komşuya sahip oldu.

Ayrıca Akdeniz'deki bu gerginlik Hitler'in Orta Avrupa'da rahat hareket etmesini; Avusturya ile Çekoslovakya'yı ilhakını kolaylaştırdı. Ayrıca Madrid'i Berlin-Roma Anti Kominterin paktına yakınlaştırdı. 1940'da Çelik Pakt adını alacak olan üçlü dayanışmanın temelleri de atılmış oldu.

Sanata etkileri

-- Pablo Picasso ünlü tablosu Guernica'yı İç Savaş dönemini anlatması için yapmış ve Alman bombardımanı altında kalan Guernica kasabasında yaşanan dramı ressetmiştir. Ressam, bu ünlü eserinin Francisco Franco iktidarda olduğu sürece İspanya'ya götürülmesini yasaklamıştır. Eser, Franco rejimi sona erdikten sonra ABD'den Madrid'e getirilmiştir. Şu anda Centro de Arte Museo Reina Sofia Müzesinde sergilenmektedir

--Nazım Hikmet savaş sırasında Cumhuriyetçilerin gösterdiği başarılı Madrid Savunmasını aşağıdaki şiirle değerlendirmiştir:

Karanlıkta Kar Yağıyor

Ne maveradan ses duymak, ne satırların nescine koymak o "anlaşılmayan şeyi", ne bir kuyumcu merakıyla işlemek kafiyeyi, ne güzel laf, ne derin kelam... Çok şükür

hepsinin

hepsinin üstündeyim bu akşam.

Bu akşam bir sokak şarkıcısıyım hünersiz bir sesim var; sana, senin işitemeyeceğin bir şarkıyı söyleyen bir ses.

Karanlıkta kar yağıyor, sen Madrid kapısındasın. Karşında en güzel şeylerimizi

ümidi, hasreti, hürriyeti

ve çocukları öldüren bir ordu.

Kar yağıyor. Ve belki bu akşam ıslak ayakların üşüyordur. Kar yağıyor, ve ben şimdi düşünürken seni şurana bir kurşun saplanabilir ve artık bir daha

ne kar, ne rüzgar, ne gece...

Kar yağıyor ve sen böyle "No pasaran" deyip

Madrid kapısına dikilmeden önce
herhalde vardın.

Kimdin, nerden geldin, ne yapardın? Ne bileyim,

mesela;

Astorya kömür ocaklarından gelmiş olabilirsin. Belki alnında kanlı bir sargı vardır ki kuzeyde aldığın yarayı saklamaktadır. Ve belki varoşlarda son kurşunu atan sendin "Yunkers" motorları yakarken Bilbao'yu. Veyahut herhangi bir Konte Fernando Valaskerosi de Kortoba'nın çiftliğinde

ırgatlık etmişindir.

Belki "Plasa da Sol" da küçük bir dükkanın vardı, renkli İspanyol yemişleri satardın. Belki hiçbir hünerin yoktu, belki gayet güzeldi sesin. Belki felsefe talebesi, belki hukuk fakültesindensin ve parçalandı üniversite mahallesinde bir İtalyan tankının tekerlekleri altında kitapların. Belki dinsizsin, belki boynunda bir sicim, bir küçük hac. Kimsin, adın ne, tevellüdün kaç? Yüzünü hiç görmedim ve görmeyeceğim. Bilmiyorum sikin ufak belki yüzün hatırlatır Sibirya'da Kolçak'ı yenenleri belki yüzünün bir tarafı biraz bizim Dumlupınar'da yatana benziyordur ve belki bir parça hatırlatıyorsun Robespiyer'i. Yüzünü hiç görmedim ve görmeyeceğim, adımı duymadın ve hiç duymayacaksın. Aramızda denizler, dağlar,

benim kahrolası aczim

ve "Ademi Müdahale Komitesi" var. Ben ne senin yanına gelebilir,

ne sana bir kasa kurşun,
bir sandık taze yumurta,
bir çift yün çorap gönderebilirim.

Halbuki biliyorum, bu soğuk karlı havalarda iki çıplak çocuk gibi üşümektedir Madrid kapısını bekleyen ıslak ayakların. Biliyorum, ama dert etme ne kadar büyük, ne kadar güzel şey varsa, insanoğulları daha ne kadar büyük

ne kadar güzel şey yaratacaklarsa,

yani o korkunç hasreti, daüssılası içimin güzel gözlerindedir

Madrid kapısındaki nöbetçimin.

Ve ben ne yarın, ne dün, ne bu akşam onu sevmekten başka bir şey yapamam.

25.12.1937