70 Dolara Uzun Metraj Film



70 Dolara Uzun Metraj Film: Ne? Yapılamaz mı Demiştiniz?

Aşağıda, CNN.com'da yayınlanan bir haber var. 70 (yazıyla: YETMİŞ) dolara yapılan 109 dakikalık bir filmin CANNES'da kopardığı gürültüyü anlatıyor. Bir okuyun, sonra üzerinde yorum yaparız:

"CANNES, Fransa (CNN) -- Yeni yetişen bir İngiliz yönetmen, çok düşük bir bütçe ile çektiği "Colin" adlı film ile Cannes'da elde ettiği başarının tadını çıkarıyor. Yeni bir zombi filmi olan "Colin"in yapımı inanılmaz bir bütçeyle, 70 dolara gerçekleşti.

"Colin"in yönetmeni Marc Price filmi 18 ayda çekti, bu esnada da geceleri özel bir araba kiralama şirketinde çalışıyordu.

Şu anda Japon dağıtımcılar filmin hakları için görüşmelerini sürdürüyorlar, bu "bütçesiz" zombi filmi etrafında koparılan tantana bazı büyük Amerikalı dağıtımcıların ilgisini çekmiş durumda - ve bu durum "Colin"in arkasındaki ekip için çok hoş bir sürpriz oluşturuyor.

"İnsanlara düşük bütçeli bir film dediğimiz zaman hepsi birkaç yüz bin (dolar)lık bir bütçemiz olduğunu sanıyorlar. Bunun nasıl mümkün olabildiğini anlamıyorlar. Marc'ın başardığı şey insanların aklını başından alıyor."

Marc, bir zombi DVD film setinden daha ucuza çıkan bu filmi, sosyal ağ sitesi olan Facebook'ta gönüllü zombiler için ilan vererek, Hollywood filmlerinden makyaj malzemeleri ödünç alarak ve kendi kendine özel efektlerin nasıl yapıldığını öğrenerek gerçekleştirmiş durumda.

"Yaklaşımımız şuydu: insanlara "Evet millet, bizim hiç paramız yok, bu yüzden kendi ekipmanınızı kendiniz getirin" dedik" diyor, 30 yaşındaki yönetmen.

Price, geçici arkadaş ve gönüllü topluluklarından aldığı yardımla filmini çekmiş ve kurgulamış - bu, zombi türünü alıp tepetaklak eden bir film, zira filmin tamamını zombilerin bakış açısından anlatıyor. Filmi 18 aylık bir süre içinde çekmiş ve bu esnada da bir araba şirketinde rezervasyon elemanı olarak yarım gün çalışmış.

İnternetteki sosyal ağlar, film hakkında olumlu söylentileri yaymak ve ölüleri ucuza tutmak için son derece faydalı olmuş. Price şöyle diyor: "Facebook'a ve MySpace'e girdik ve "Kim zombi olmak ister?" diye sorduk. Elli kadar son derece iyi yapılmış zombi bulmayı başardık ve bunları bir oturma odasına doldurduk."

Price'ın "dilen ve ödünç al" yaklaşıma uygun olarak, zombi makyaj malzemelerinin çoğu diğer filmlerden alınmış. "Makyaj elemanlarımızdan biri X-Men 3'te çalışmıştı, bu sayede Wolverin'e uygulanan lateksin aynısına sahiptik." diyor Price.

Price, bütçesiz bir film yapma fikrinin kendisine, düşük bütçeli bir film yapacak kadar bile parayı toplayamayacağını fark ettiği için geldiğini söylüyor.

"Birkaç sene önce birkaç arkadaş Romero'nun "Dawn of the Dead"ini seyrediyorduk" diyor Price, "Ve asla bir zombi filmi yapamayacağımız için hayıflanıyorduk - asla bir bütçemiz olamayacaktı."

"Sonra ertesi gün herkesten önce uyandım - muhtemelen biraz akşamdan kalmaydım - ve zombilerin bakış açısından çekilmiş bir zombi filminin daha önce yapılıp yapılmadığını merak ettim."

İşte "Colin" bunun sonucunda ortaya çıktı: "kalbi olan bir zombi filmi" diyor Price. Film, yönetmenin kendi DVD arşivindeki filmlerin "Yapım Öyküsü" ve "Yönetmenin Yorumları" bölümlerini tekrar tekrar izlemesinden öğrendiği yapım değerlerini ("production value" - aşağıda bir yerde bununla ilgili bir yazı var - gg) kullanarak çekilmiş.

Zombi hayranları sitesi zombiefriends.com film için "Romero'nun "Living Dead"i kadar orijinal, çekici ve düşünceye sevk edici" derken, korku dergisi SCARS filmin "zombi sinemasında devrim yapacağı" öngörüsünde bulunuyor.

Price filminin, kariyerini başlatacak kadar ilgi uyandırmasını ve bir başka film çekmesine olanak sağlamasını umuyor. "Umarım biraz ilgi çekebilir ve bir sonraki filmimiz için bütçeye benzer birşey toplayabiliriz - daha büyük bir bütçe, belki 100 pound, bilmiyorum." diyor.

Price'ın uygun maliyetli film çekme tarzı, son filmlerinin bütçeyi aşmaması için çabalayan stüdyo yöneticilerinin ona imrenmesine neden olabilir, ama "Colin" bile piyasadan olumsuz etkilenebilir: "Bu durum ilginç bir biçimde pek verimli birşey değil" diyor Price.

"Satışla ilgilenen herkes "Ah, demek 70 dolara çektiniz. Peki bizim size ne kadar ödememizi bekliyorsunuz ki" diyor. Ama mevcut ekonomik ortama bakılırsa bu, film çekmek için çok iyi bir yönteme benziyor."

Peki Price bu meşhur 70 doları neye harcamış?

"Bir levye ve birkaç kaset satın aldık, galiba biraz çay ve kahve de almıştık - ama pahalılarından değil, en ucuzlarından" diyor ve ekliyor Price, "zombileri mutlu etmek için".

* * *

Gelelim filmle ilgili başka bilgi kaynaklarına:

Filmin fragmanını ve filmden bir klibi şuradan seyredebilirsiniz: http://www.nowherefast.tv/

Filmle ilgili bir başka uzun yazı (İngilizce): "color: #5588aa;">http://entertainment.timesonline.co.uk/tol/arts_and_entertainment/film/cannes/article6306149.ece

Birisi film hakkında şöyle bir yorumda bulunmuş: "Şimdi düşününce.. daha önce bir filmin bunu yaptığını hatırlamıyorum. Bu o kadar bariz bir fikir gibi görünüyor, ama bunu yapmış bir zombi filmi gerçekten de hatırlamıyorum. Bütçenin ne kadar düşük olduğu umrumda bile değil, ben sadece bu hikayeyi nasıl anlattıklarını merak ediyorum; bence müthiş olmalı!"

Filmle ilgili bir başka ayrıntılı değerlendirme (İngilizce): http://www.fatally-yours.com/horror-reviews/colin-2008/

Bir değerlendirme daha (İngilizce): http://www.horrortalk.com/reviews/Colin/colin.htm

Bir değerlendirme daha (İngilizce): http://www.horrortalk.com/reviews/Colin_Onset/Zombie_sunday.htm

* * *

Benim düşüncelerim ise şöyle:

Ben zombi filmlerini sevmem. Uzun zamandır baştan sona bir tanesini oturup seyrettiğimi hatırlamıyorum - "Shawn of the Dead" hariç sanırım :) Ha, bir de 28 Gün Sonra ve 28 Hafta Sonra var. Ama o kadar.

Bağımsız sinemacılar için ise korku favori bir türdür, zira başka filmlerde çok zahmetle sağlayabildiğiniz duygusal etkileri, korku filminde çok kolay, kestirme yollarla sağlayabilirsiniz. Hikayeniz ne kadar kötü olursa olsun, seyirciyi bolca tedirgin edin (karanlık mekanlar, büyük bir tehlike kaynağı, el ya da omuz kamerası kullanımı), sonra birkaç defa da şiddet gösterin, yeter. Alın size kestirme başarının yöntemi.

Benim bu filmle ("Colin") dikkatinizi çekmek istediğim birkaç şey var:

1) Eğer kafanıza film çekmeyi koyarsanız, koşullarınız ne olursa olsun bunu yapabilirsiniz.

2) Bir ilk filmin, herşeyden çok, iyi ve ünlü oyunculardan, egzotik mekanlardan, büyük teknik olanaklardan çok "orijinal ve çarpıcı bir fikre" ihtiyacı vardır. Ama bu fikir, çok uzaklarda olmayabilir. Colin'deki gibi, yıllardır burnunuzun dibinde duruyor olabilir. Bakış açınızı genişletmek kafi. (Örneğin, ben ciddi bir Türk zombi filmi hatırlamıyorum?)

3) Eğer işi yapmaya kesin olarak karar verirseniz, sağdan soldan "isteyerek ya da ödünç alarak" yapabileceklerinizin miktarına siz de şaşacaksınız. Gurur ve bağımsız sinemacılık, iyi arkadaş değildir. Dil enmek, ruh için faydalıdır der yabancılar ("Begging is good for the soul").

4) Bağımsız sinemacının en büyük cephanesi, BİLGİ'dir. Neyin nasıl yapılacağını bilmek, hem maliyetleri düşürür, hem de başkalarına olan bağımlılığınızı azaltır. Bu bilgi, kamera kullanımından senaryo yazımına, makyajdan dijital kurguya kadar uzanır. (Colin'in yönetmeninin, DVD'lerin ekstralarından çok şey öğrendiğini söylemesi, ayrıca dikkate şayan bir durum).

5) İnternet'i ve onun sunduğu olanakları kullanın - her açıdan. Oyuncu ve ekip bulurken, bilgi toplarken, filminizin tanıtımını yaparken. İnternet, bağımsız sinemacının en iyi dostlarından biridir.

6) Filmin yönetmeninin gerçekçiliğine de dikkat çekmek istiyorum. Yani genç adam, film çekeceğim diye tarlayı davarı satıp bu işe soyunmuyor. Aksine, araba kiralama şirketindeki işine devam ediyor. Diğer koşulları ne bilmiyorum - ama artık her evde, ortalama bir film kurgusu yapacak bir bilgisayar var. Eh, kamerası olan arkadaş bulmak da zor değildir - düğün videocularıyla iyi arkadaş olmaya bakabilirsiniz, en azından.

Gerisi, azme, bilgiye, ve sebata kalmış.

kaynak:sanarist