KÜBA SİNEMASI (makale) -1-

 

(foto-kübali oyuncu Tomas Milian)

 

FİLM BİR SANATTIR

Küba'da devrimden sonra hazirlanan kültür yasasinin önsözü bu cümleyle basliyor.Bu yasayla 24 Mart 1959'da ICAIC(Instituto Cubano de Arley Industria Cinematopraficos-Küba Sinema Sanati Enstitüsü) kuruldu.

Devrim öncesinde köklü bir gelenegi olmamasina karsin üç ay içinde sinema sanatina yönelik önemli degerler yaratildi,cesaret verici adimlar atilabildi.Bu yasa ve ICAIC,Küba için yeni zenginlikler yaratilmasinin yolunu açmistir.

EKRANIN SÖMÜRGELESMESİ

Küba ,sinema makinesiyle 1897 yilinda tanisabilen ve kisa bir süre sonra da film çekimine baslanilan bir Latin Amerika ülkesidir.

Küba da diger küçük Latin ülkeleri gibi öncelikle Kuzey Amerika,Arjantin ve Meksika filmleriyle istila edilmisti.Birbirinin ayni fabrikasyon filmlerin disinda az sayida gerçek film çekilebiliyordu.Angaje olmamis filmler zaten diktatörlüklerin sansürü altindaydi.

Küba'daki tek film stüdyosu Columbia Pictures'e aitti.Sinema kültürel hegemonyanin araci haline getirilmistir.Küba tarihini çarpitarak ulusal kimligi yok etmege çalismislar,Amerikan yasam tarzini sinema araciligiyla empoze etmislerdir.

Devrimden önce Küba'da gösterilen filmlerin,yarisindan fazlasi ABD'den olmak üzere %99,65'i kapitalist asillidir.

Küba o günlerde egzotik dogasiyla macera filmlerinin çekildigi bir mekan olarak görülmekteydi.

Ülkede sinema gelenegi olusmamis,yeterli teknik eleman yetistirilememisti.Teknik donanim ve eleman Meksika'dan getiriliyordu. ICAIC bu sorunu da çözmek zorundaydi.

KÜBA SİNEMASI

ICAIC kendi filmlerini çekme zorunlulugundan dogdu.Amaca hizmet etmeyen kalitesiz,bayagi yabanci yapimlarin ucuz kopyalari yerine ICAIC'in akilci perspektifiyle yavas yavas ve adim adim nitelikli Küba sinemasi yaratildi.

60'li yillarda ancak iki uzun metrajli sinema filmi ve bir dökümanter film üretilebiliyordu.Üretimde kisa dökümanter filmler ve "Noticieros" aktüel filmleri tercih ediliyordu.Bu tercih bugün de geçerli.Bu çalismalar -ögrencilik ve staj evresi olarak-yeni sinemacilar yaratilmasina da hizmet ediyordu.

Bugün ICAIC yilda 10 sinema filmi ve 60 dökümanter film üretebiliyor.Ancak bu sayiyi üç katina çikarabilecek sayida sinemaci var.Küba'ya uygulanan ticari abluka-ambargo sinema alaninda da hissediliyor.Sinema alaninda kullanilan teknoloji eski ,teknik donanim yetersiz.

Olanaksizliklar giderilmeye çalisiliyor,dokuz yildan bu yana yeni bir kopya atölyesi hizmet veriyor.Hemen bütün filmlerde ORWO ve FUJI ham filmi kullaniliyor.(Küba'lilar espriyle KÜBA COLOR diye niteliyor.)Ancak uzun metrajli filmler için daha çok ham filme ihtiyacimiz var.

Gelismis ticari olanaklara sahip Brezilya sinemasi ile karsilastirildiginda Küba'li sinemacilarin prodüksiyon olanaksizliklarindan daha az etkilendigi görülür.Bu duruma atif yapan Küba'li rejisör Julio Garcia Espinosa "Sadece teknik ve sanatsal güçle olusan sinema her zaman geri bir sinemadir"diyor.

HALKIN SİNEMASI

Küba devrimi yeni sinemayi sadece film endüstrisinin yaratilmasi olarak görmüyordu.1959'da sadece büyük sehirlerde sinema salonu vardi.Halkin birçogu sinemadan habersizdi.Bir halk sanati olan sinemayi benimsetmek hiç de kolay olmadi.Küba'nin gerçek kapasitesini yansitmamasina karsin binlerce film gösterildi.Sinemacilar 1920'lerde Sovyetler Birligi'nde denenen bir yola basvurdular.Sinemayla ilgili malzemeler,kamera,film makinasi,filmler kamyonlara,sandallara,at arabalarina,kagnilara yüklendi.Ülkenin en ücra köselerine ulasildi.Seyyar sinemalar,gezici sinema gruplari sinemayi Küba halkina tanitmayi basardi.Halkin da yogun talebiyle sinema sehirlerdeki ayricalikli kimliginden uzaklasti,halka maloldu.

Filmlerin yarisi kapitalist ülkelerden geliyor.Ticari ambargoya ragmen % 10 'u ABD'den,büyük bir bölümü Japonya'dan.ICAIC'in yönetmenlerinden Santiago Alvarez 1977'de söyle diyor:"Küba sinemasinin dünya sinemasi içinde önemli bir yeri var.Basin ve yayin özgürlügünün savunuldugu ABD'de filmlerimizin çok azi gösterilebiliyor.Üçüncü dünyadan bir filmin ABD'de gösterime girmesi çok zor.Ancak Küba farkli.Latin Amerika'dan ,Bolivya'dan Sili'den,Uruguay'dan...Kendi ülkelerinde yasaklanmis iyi filmleri gösteriyoruz.Amerika'dan ödünç film almak istiyorduk,fakat vermediler.Ama kapitalizmde geçerli olan para kazanmaktir.Istedigimiz bütün filmleri temin edebiliyoruz."

ABD filmleri gösterirken,ideolojik ayriligi göz önünde tutuyoruz.Gazete sütunlarinda ,televizyon programlarinda,is yerlerinde ve kitle örgütlerinde filmler tartisiliyor.Halk emperyalist sinemayi da taniyor,tartisiyor.

DEVRİMCİ BIR SİLAH SİNEMA

Küba için sinema siradan bir iletisim olanagi degildir.Devrimci mücadele içinde görevleri var,yani halka bilinç verip onlara zorluklari,problemleri asmalarinda yol gösteriyor.(Etkileyici olanlari mesala "Retrado de Teresa" Pastor Vego'dan,Sera Gmez'den "De cierta manera"ikisi de Machismo'nun problemlerini yakalamaya çalisiyor.)Bir de emperyalistlerin Küba devrimi hakkindaki demogojilerine gerçeklerle karsi konuluyor.Dökümanter filmlerin Küba'da diger ülkelere göre daha fazla degeri var.Küba'li sinemaci Santiago Alverez dökümanter filmlerden bir sanat formu yaratti."Hanai,Martes 13" digeri "De America soy hijo..a elle me debo","Yel cielo fue tomado por asalto" ve "Abril de Vietnam en el ano de galo"filmleri öyle siradan filmler degil,politik ve tarihi dokuyu gerçek sanat eserleri olarak isliyor.Santiago Alvarez devrimci filmi söyle niteliyor:"Ben filmin bir silah olduguna inaniyorum,enfermasyon ve devrimci propaganda da bir silah.Onun için pahali çalisma metaryallerini israf etmeden degerlendirebilmeliyiz.Çünkü filmlerin ithali ve film üzerinde not almak için kullanilan yagli kalemler pahaliya maloluyor.Onun için devrimci filmler üretmeliyiz.Hollywood'da yapilan filmler gerici ögelerle mantiksiz siddet ve sadistlikle dolduruluyor.Onlarin amaci sadece para kazanmaktir.Degisik seyler onlari ilgilendirmez.Biz ise burada para için degil devrim için film yapiyoruz."

Manfred SCHOLZ