Bir Ermeni dramı: Büyükannemin dövmeleri

Kurtulan kadınların ruhlarındaki kadar bedenlerinde hiç silinmeyecek izler vardı... Ermeni rejisör Suzanna Khardalyan’ın yeni filminin adı; “Büyükannenin dövmeleri”. Kaçmaması için yapılan ninesinin yüzündeki dövmelerinden yola çıkan Khardalyan, Ermeni katliamı sırasında yaşanan, şimdiye kadar aydınlanmayan bir kadın dramına ışık tutmaya çalışıyor.

“Ninem herkes gibi değildi. Ben onu kötü bir kadın olarak hatırlıyorum. Fiziksel temastan nefret ediyordu. O asla kucaklamayan, öpmeyen ve her zaman ellerindeki dövmeleri saklayan eldiven taşıyan bir büyük anneydi. Bu onun sırrını da saklamaktaydı.” 1915’te başlayan Ermen katliamına tanık olan ninesini hayat öyküsünü çeken Suzanna Khardalyan, ninesini bu sözlerle anlatıyor.

Ninesinin hayvanları dağladıkları gibi mülk olarak zorla dağlandığın ve hikayesinin kendisini alt üst ettiğini söyleyen Khardalyan “Büyükannenin dövmeleri” adlı bir belgesel film çekmeye karar verir. Senaryosunun da Khardalyan’a ait olan filmde 1915-1923 yılları arasındaki Ermeni soykırımından kurtulmuş, ancak bedenlerini satmak durumunda kalan binlerce kadının sırlarını açığa çıkartmaya çalıştı.

‘DÖVMELER KAÇANI ELE VERİYORDU’

I. Dünya Savaşı sonunda batılı güçler, zorunlu olarak bedenlerini satmak durumunda kalan, zorla evlendirme ve tecavüz mağduru 90 bin genç kadın ve çocuğu kurtardılar. Hıristiyan misyonerlerin yardımıyla kurtulan Ermeni kadınlar ve genç kızlar dünyanın dört bir tarafında hayatlarını sürdürmek zorunda kaldılar. 

Ancak ruhlarındaki izler kadar bedenlerinde hiçbir zaman silinmeyecek jenosidin izleri vardı. Kadınların çoğunda onların Müslüman erkeklerin malı olduğunu gösteren dövmeleri vardı. Bu kadınlardan birisi de yönetmen Suzanna Khardalyan’ın ninesi Khanoum’du.

Ninesinin 12 yaşındayken bir Kürt erkeği tarafından kaçırılıp gözünün etrafına ve yüzüne dövmeler yapıldığını söyleyen Lübnan doğumlu rejisör Khardalyan, aynı dramı yaşayan birçok kadının öyküsüne ulaşmış. 

‘NEDEN İYİ KÜRTÇE KONUŞTUĞUNU ARTIK BİLİYORUM’

Khardalian, filmde ninesi gibi kadınlara ilişkin şu bilgileri veriyor: “Hepsi de küçük ve çok güzellerdi. Bazen birden ortadan kayboluyorlardı. Bazen de Arap, Türk ve Kürt erkeklerine satılıyorlardı. Kaçtıklarında tanınmaları için de yüzlerine dövme yapılıyordu. Sağ kurtulan kadınlar yıllarca suskun kaldılar. Bunlardan biri de hep üzgün gördüm ninemdi.”

Beyrut’taki Ermeni mahallesinde büyüyen gazetecilikten sonra birçok filme de imza atan Khardalian ninesini öyküsünü şöyle anlatıyor; “Artık ninemin neden çok iyi Kürtçe konuştuğunu biliyorum. 12 yaşındayken Fırat nehri kıyısında tecavüze uğramış, yardım çığlıklarına gelen bir Kürt erkek tarafından kaçırılmıştı. Bu erkekle 7 yıl yaşamak zorunda kalan ninem bir İngiliz misyonerin yardımıyla kaçabilmiş.”